Bu işi halletmenin bir yolu olmalı. Sadece altı hafta. | Open Subtitles | لابد أن هناك طريقة لترضى بهذا إنها فقط ستة أسابيع |
Keşke beni ne kadar utandırdıklarını anlatmanın bir yolu olsaydı. | Open Subtitles | أتمنى لو أن هناك طريقة لأفهمهم لأي درجة هم مُحرِجون |
Keşke duygularımı bir hareketle açığa vurmanın bir yolu olsaydı. | Open Subtitles | فقط لو أن هناك طريقة لجعل أحاسيسي واضحة بفعل ما |
Her iki tarafın karşılıklı anlayışıyla, farklılıklarımızı çözüme kavuşturabileceğimiz bir yol olabileceğini düşünüyor. | Open Subtitles | يعتقد أن هناك طريقة ما لحل خلافاتنا مع فهم أعظم على كلا الجانبين |
Gazı serbest bırakmak için başka bir yol bulduğumuzdan emin olmadan, olmaz. | Open Subtitles | لا تفعل إلا بعد أن نتأكد أن هناك طريقة أخرى لاطلاق الغاز |
Şimdi, sonsuz yolculu sonsuz otobüs ilk bakışta gece müdürünün kafasını karıştırır ama gece müdürü her yeni kişiyi yerleştirmek için bir yol olduğunu fark eder. | TED | أربكت الحافلة اللانهائية وركابها اللانهائيون المدير الليلي في بداية الأمر لكنه أدرك أن هناك طريقة لوضع كل شخص جديد. |
Sizi hiçbir şey olmamış gibi gönderebilmemizin bir yolu olmalı. | Open Subtitles | تعلمون ، لا بد أن هناك طريقة مـا لننسى هـذا |
Eğer ne istediğini anlamanın düşman hakkında bilgi edinmenin bir yolu varsa-- | Open Subtitles | لو أن هناك طريقة نستطيع بها أن نعرف مايريد ونتعلم عن عدونا |
Bunu yapmanın tek bir yolu olduğunu biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنت تعلم أن هناك طريقة واحدة لفعل هذا، أليس كذلك؟ |
Bunu yapmanın tek bir yolu olduğunu biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنت تعلم أن هناك طريقة واحدة لفعل هذا، أليس كذلك؟ |
Lena, beni dinle. Bu laneti kaldırmanın başka bir yolu olmalı. | Open Subtitles | لينا إستمعي لي لابد من أن هناك طريقة أخرى لكسر التعويذة |
Angela, en iyi arkadaşlarımdan biri. Başka bir yolu olmak zorunda. | Open Subtitles | إنها واحدةً من أعز صديقاتى لا بد أن هناك طريقة أخرى |
Edemiyor ama görünüşe göre seni çıkarmanın bir yolu varmış. | Open Subtitles | لا يمكن , لكن إتضح أن هناك طريقة لإخراجك أنت |
Bunu durdurmanın bir yolu olmalı en kötüye Hazırlıklı olmalısın | Open Subtitles | لابُد أن هناك طريقة لإيقاف ذلك يجب أن تستعد للأسوأ |
Çalışan sadece iki pervanesi olduğunda bu makinanın matematik modelini tahlil edersek, bunu uçurmanın pek de bilinmeyen bir yolu olduğunu keşfederiz. | TED | إن قمنا بتحليل النموذج الرياضياتي لهذه الآلة بمحركين اثنين فقط، نكتشف أن هناك طريقة غير تقليدية للطيران بها. |
Böylelikle, bunu yapmanın muhakkak daha iyi bir yolu olması gerektiğine karar verdim. | TED | لذا فقد قررت أنه لابد أن هناك طريقة أفضل للقيام بهذا. |
Kanatlarımı kazanmanın daha kolay bir yolu olmalı. | Open Subtitles | لا بد أن هناك طريقة أسهل لأحصل على جناحيّ |
Yalvarıyorum, Krallığın iyiliği için başka bir yol daha olmalı. | Open Subtitles | أتوسل اليك لمصلحة المملكة لا بد أن هناك طريقة أخرى |
İnanıyorum ki John'ların iş saatinde seks satın almarını engelleyecek bir yol var. | TED | أعتقد أن هناك طريقة لإيقاف هؤلاء الأشخاص في منتصف نهار العمل من شراء الجنس. |
Goa'uld'ları yıkmak için daha iyi bir yol olduğunu mu düşünüyorsun? | Open Subtitles | تعتقد أن هناك طريقة أفضل لإسقاط الجواؤلد؟ |