| O günden beri birçok konuşmada George Orwell'ın yanıldığını duyduk. | TED | الكثير من المحادثات منذ ذلك الوقت كانت حول النصوص التي أخطأ فيها جورج أوريل. |
| Ama onun yerine, karşısında sahtekar Robert Orwell'i buldu. | Open Subtitles | إلا انها وجدت بدلاً منه ذلك المحتال روبرت أوريل |
| Bu amacına ulaşmak için de Bay Orwell'in onu Dadı Seagram'ın da kaldığı binaya yerleştirmesini sağladın. | Open Subtitles | و من أجل تحقيق غايتك ـ ـ ـ جعلت السيد أوريل هناك ـ ـ ـ في شقق تلك البناية و التي كانت بها أيضًا المربية سيغرام |
| Sadece Uriel ve Raphael bizim olduğumuz gibi birlikte olmayı biliyorlar. | Open Subtitles | فقط أوريل ورافائيل تعرف ما هو عليه أن ينضم كما نحن, |
| Uriel'in bedenini başka yere gömmenizi istiyorum. | Open Subtitles | الآن، أنا بحاجة لكم اثنين لتحريك الجسم أوريل ل. |
| Orell, Duvar'da kargalarin devriye gezdigini söylüyor. | Open Subtitles | يقول (أوريل) أنه ثمة غدفان يجولون فوق السور |
| Bay Orwell'in, Bay Restarick rolünü oynamasına katlanabilirdi. | Open Subtitles | قالت بأنها تستطيع التأكيد بأن السيد أوريل هو نفسه السيد ريستارك |
| Bayan Oliver'in o suçlayıcı mektubu aldığını Bay Orwell veya Bayan Claudia görmüş olamazdı. | Open Subtitles | فكان المهاجم إما السيد أوريل أو الآنسة كاري و الذي راقب السيدة أوليفر تكرر تلك الرسالة لإيصالها لي |
| Bay Orwell'i aradınız ve ona haber verdiniz. | Open Subtitles | فاتصلتِ بالسيد أوريل لتعلميه بهذه الحقيقة |
| Aile fotoğraflarını araştırıp, Bay Orwell'in sahtekar olduğunu kanıtlamaya çalıştığını anladığımda da.. | Open Subtitles | و حينها أدركت بأنه كان يبحث عن صورة للعائلة لكي يثبت أن السيد أوريل محتالاً و حينعا علمت |
| Şu anda Orwell pek bir şeyleri izliyor gibi hissettirmiyor. | Open Subtitles | هل تعلمين , الآن أنها ليس تبدوا مثل صفحت أوريل يراقب |
| Tüm dünyada itaat deneylerimi anlatmam istendi, tabi ki Orwell'in kahin kitabıyla ilişkililendirerek. | Open Subtitles | عن تجارب الطاعة في كافة أرجاء العالم فيما يتعلق بكتاب "جورج أوريل" التنبئي |
| Sen de bunu, uzun zamandır beklediğin bir fırsat olarak görüp annenin haberi olmadan, Bay Orwell'le yüzleştin ve korkunç planına katılması için ona ısrar ettin. | Open Subtitles | ولقد أتتك الفرصة على طبقًا من ذهب مثلما تمنيت منذ وقت طويل وأنت يا آنسة فرانسيس كُنت غير معروفة لأمك وواجهتِ السيد أوريل النَصاب وأصَريتِ بأن يشترك معك |
| Bir de Uriel'in mezarının haritasını çiziyorsun! | Open Subtitles | ورسم الخرائط إلى اللحد أوريل المفضل |
| Ben de seni özledim Uriel. | Open Subtitles | فاتني أنت أيضا, أوريل, |
| Uriel de. | Open Subtitles | كان أوريل هناك، أيضا. |
| Uriel. | Open Subtitles | انها ماتت. أوريل. |
| - Uriel konusunda yalan söylüyorsun. - Söylemiyorum. | Open Subtitles | أنت يكذبون حول أوريل. |
| Uriel, kendi kendine ölmedi. | Open Subtitles | أوريل لم يموت فقط. أنا قتلته. |
| Orell bir warg. | Open Subtitles | "أوريل) يكون "وارج) |
| Orel Wilbur adındaki gardiyan herkesten çok görüşüyormuş. | Open Subtitles | حارس واحد على وجه الخصوص، (أوريل ويلبر) كان على إتصال أكثر من أي شخص آخر |