| Şu andan itibaren bu teknolojiyi geliştirmek, birinci önceliğin olacak. | Open Subtitles | من الآن وصاعدا , تطوير هذه التقنية هي أولويتك الأولى |
| Beni düşünmen gerekirdi! Senin önceliğin benim! | Open Subtitles | من المفترض أن تفكر بي أنا هو أولويتك اللعينة |
| önceliğin, kendini ifşa etmeden köstebeği belirlemek. | Open Subtitles | عمل جميل، تشاك أولويتك الآن أن تعرف هوية الخائن و لكن لا تكشف هويتك |
| Bu Önceliğiniz olacak! | Open Subtitles | وعليك أن تجعل الأمر أولويتك القصوى |
| Asıl önceliğinizin hâlâ, zirve toplantısının güvenliği olduğundan emin olmamı istiyor. | Open Subtitles | لقد أرادني أن أتأكد أن أولويتك الأولى لازالت تأمين القمة |
| Tamam, burada işimiz bittiğinde önceliğin çetelerine sızmak olacak. | Open Subtitles | جيد اذا.. عندما ننتهي من هنا سيكون أولويتك التسلل لهذه العصابات |
| İşinin önemli olduğunu biliyorum ama şimdilik önceliğin beyin ameliyatı olmalı. | Open Subtitles | أعلم أن عملك مهم لكن هذه الجراحة لابد أن تكون هي أولويتك |
| Ağzımdan çıkana inanamıyorum ama önceliğin akşamki parti tamam mı? | Open Subtitles | لا أستطيع ان اصدق انني فعلا سأقولها ولكن أولويتك ان تكون موجود في هذه الحفلة |
| Clark, hayalet bölgeden kaçanları avlamak ilk önceliğin ama, ama şimdiye kadar, Güney Amerika'da bir şey bulamadıysan burada, Kansas'ta hala uğraşmamız gereken bir durumumuz var. | Open Subtitles | كلارك،أعرف ان أولويتك القصوى، مطاردة الفارين من المنطقة الشبحية لكن إذا لم تجد أيّ شئ في أمريكا الجنوبية، فنحن لدينا حالة هنا في كنساس نحتاج للتعامل معها |
| Luke Cage yakalanana dek önceliğin o, sana saldıran adam değil. | Open Subtitles | إلى أن يُقبض على"لوك كيج", سيكون هو أولويتك, وليس مهاجمك. |
| Luke Cage yakalanana dek önceliğin o, sana saldıran adam değil. | Open Subtitles | إلى أن يُقبض على"لوك كيج", سيكون هو أولويتك, وليس مهاجمك. |
| Bebek doğduğu zaman ilk önceliğin o olacak. | Open Subtitles | عندما يولد الطفل فهو أولويتك ، أتذكر؟ |
| Şu anki önceliğin Tippin'i bulmak. | Open Subtitles | إيجاد تيبين أولويتك. |
| önceliğin okulun. Ben Lily'lere kaçtım. | Open Subtitles | أولويتك هي الدراسـة ( أنـا ذاهب لمنزل ( ليلي |
| Asla tatil olmayacaktı, Sam. önceliğin her zaman ruhtu. | Open Subtitles | انها لن تكون عطلة أبداً (سام) الروح ستكون أولويتك دائماً |
| önceliğin füze silosu. | Open Subtitles | أولويتك هو مستودع الصواريخ |
| Bu yüzden ilk önceliğin olmalı. | Open Subtitles | تحتاجُ أن توليها أولويتك الآن |
| Önceliğiniz Almedia'yı ele geçirip buraya getirmek. | Open Subtitles | أولويتك هي القبض على (ألميدا) وجلبه إلى هنا |
| Bu konuda Önceliğiniz nedir, Müfettiş bey? | Open Subtitles | ماهي أولويتك أيها المفتش؟ |
| Asıl önceliğinizin hâlâ, zirve toplantısının güvenliği olduğundan emin olmamı istiyor. | Open Subtitles | لقد أرادني أن أتأكد أن أولويتك الأولى لازالت تأمين القمة |