| Bu işin mutlaka yapılması gerek, anladın değil mi? | Open Subtitles | يمكنك رؤية أن الأمر يجب إتمامه ، اليس كذلك ؟ |
| Ne yapılması gerektiğini gördüm ve yaptım. Çünkü beni eğittin. | Open Subtitles | رأيت ما يتعيّن إتمامه ونفّذته، هذا لأنّك علّمتني. |
| - Bu kız konusunda bir şeyler yapılması gerekecek. | Open Subtitles | هنالك شيء بحاجة إتمامه بشأن تلك الفتاة نعم |
| - Çabucak yaparız. - Ya çabucak yapamazsak? | Open Subtitles | سنقوم به بسرعة - ماذا لو لم نتمكن من إتمامه بسرعة ؟ |
| "Ya çabucak yapamazsak?" | Open Subtitles | ماذا لو لم نتمكن من إتمامه بسرعة ؟ |
| Senin de yapılması gerekeni yapamayacağın belli. | Open Subtitles | ومن الواضح أنكِ لا يمكنكِ إتمام ما يجب إتمامه |
| Sadece yapılması gerekeni yaptık, sen yapmıyordun. | Open Subtitles | نحن نقوم بما لم تتمكني من إتمامه فحسب |
| Ama şunu bil ki, yapılması gerekeni yaptın. | Open Subtitles | سأخبرك ما يجب إتمامه |
| yapılması gerekiyordu. | Open Subtitles | فلابد من إتمامه |