| Dış politika önseziler ve belirsiz risklere dayanarak idare edilemez. | Open Subtitles | إن السياسة الخارجية لا يمكن إدارتها على أساس الحدس والتلميحات |
| Yetki alanını kendi idare edebilir. | Open Subtitles | المزرعة من المفترض أن تكون إدارتها ذاتية |
| Sanılanın aksine idare etmem gereken çok uluslu bir şirket var. | Open Subtitles | بخلاف الاعتقاد السائد فأنا عندي شركة دولية أتولى إدارتها. |
| Her zaman doğru olanı yapması gereken her şeyin düzgün idare edilmesinden sorumlu herkesle ilgilenmesi gereken biri. | Open Subtitles | ويتأكد من أن كل خصوصية تتم إدارتها بشكل صحيح وأن الجميع يتم الاعتناء بهم |
| Downton kötü idare ediliyor Kuzen Violet ve bu konuda bir tedbir alınmalı. | Open Subtitles | "داونتون" تُساء إدارتها إبنة العم "فيوليت" ويجب القيام بشئ |
| İdare ediyorum. | Open Subtitles | أنا قادرة على إدارتها. |
| Bu idare etmemize yardımcı olur. | Open Subtitles | وهذا سوف يساعدنا على إدارتها. |
| Bizim idare edip, ilgilenmemiz için. | Open Subtitles | -وحتى يتسنى لنا إدارتها والإهتمام بها |