| Kumaş ne kadar kaşındırırsa insanlar da o kadar rahatsız oluyorlar. | Open Subtitles | وكلما زادت خشونة النسيج ... يزداد عدم إرتياح الناس ويصعب عملهم |
| Buraya geldiği ilk gün kendimi rahatsız hissettim. | Open Subtitles | منذ أول يوم حضرت هنا، و أنا أشعر بعدم إرتياح. |
| Son zamanlarda bu kadar beyazın arasında rahatsız hissetmeye başladım. | Open Subtitles | أحب كوني أشعر بعدم إرتياح مع تواجدي حول هذا العدد الكبير من الأناس البيض في الأيام الأخيرة |
| Yine de, bu beni hiç rahatsız etmemişti ya da sıkıntı vermemişti. | Open Subtitles | ولكن لم يكن هناك وقت كنت أعاني فيه من صعوبات أو عدم إرتياح .... |
| Nicole yüzünden Lynn'in yanında kendini rahatsız hissettiğini söylemiştin ya... | Open Subtitles | أتعلم ما قلته, بشأن كيف أن (نيكول) جعلتك تشعر بعدم إرتياح عندما تكون مع (لين), |
| Bu cidden rahatsız hisssettiriyor. | Open Subtitles | هذا يُشعرني بعدم إرتياح |