| Yenilik dili ile zenginleşen prestij odaklı, gösterişçi tüketim. | TED | الوضع الحالى، إستهلاك واضح وزائد عن الحد يزدهر بسبب لغة الإبتكار. |
| Sizin gibi satıcılar kulelerinde kitlesel tüketim dinini yarattı. | Open Subtitles | انتم البائعين المتجولون في برجكم , ناشئين دين إستهلاك شامل |
| Bana göre buna "tüketim", "alım" ya da "bir hediye" denir. | Open Subtitles | أنا أصفه بأنه" إستهلاك" ، " شراء" أو" هدية". |
| Amerika'daki benzin tüketimi büyük ihtimalle 2007'de zirveye ulaştı ve şimdi de düşüşte. | TED | على الأرجح أن إستهلاك الوقود في الولايات المتحدة كان عام 2007 وهو يتراجع. |
| Ama bu yeni sistem, yakıt tüketiminde büyük bir tasarruf demek. | Open Subtitles | ولكن هذا النظام الجديد سيؤدي الى إنخفاظ كبير في إستهلاك الوقود |
| Ahlaki yönetim ve ahlaki tüketim hakkında tepeden bakarak hava attıktan sonra! | Open Subtitles | شىء لا يصدق! بعد أن تحدثت عن الأخلاق و إدارة الأخلاق و إستهلاك الأخلاق! |
| "Sadece farklı bir tüketim modelleri var." | Open Subtitles | "لديهم فقط أنماط إستهلاك مختلفة" |
| Bütün toplumlarda gelirin artmasıyla protein tüketimi de arttı. | TED | حيث تترافق زيادة الدخل في أي مجتمع بزيادة إستهلاك البروتين. |
| - Güç tüketimi aşırı fazla. - Çok sıcak. | Open Subtitles | معدل إستهلاك الطاقه عالي للغايه في هذا المبنى |
| Ama bu yeni sistem, yakıt tüketiminde büyük bir tasarruf demek. | Open Subtitles | ولكن هذا النظام الجديد سيؤدي الى إنخفاظ كبير في إستهلاك الوقود |
| Kağıttan tasarruf etmek için. Dr. Kevorkian son derece cimridir. | Open Subtitles | للإقتصاد من إستهلاك الاوراق الدكتور (كفوركيان) رجل بخيل لدرجة لا توصف |