| Ama sanırım tatilde seninle gelmem için ısrar etmemenin bir nedeni var. | Open Subtitles | ولكن اعتقد أن هناك سبب لعدم إصرارك أن اذهب معك في العطلة. |
| Ne kadar ısrar etseniz de pasaportlarımız durumu uluslararası uyuşmazlık kapsamına sokmuyor. | Open Subtitles | جوازات سفرنا لا تجعل من هذا الوضع حرباً دوليّة، بالرغم من إصرارك |
| Ishiara'nın bize bunu getirmesi için ısrar ettiniz. | Open Subtitles | نحن ممتنون لك يوشيدا على إصرارك بأن يسلمنا ايشبيهار هذا |
| "Israrın beni çaresiz kıldı" | Open Subtitles | "إصرارك جعلني عاجزة عن فعل أي شئ" |
| "Israrın beni çaresiz kıldı" | Open Subtitles | "إصرارك جعلني عاجزة عن فعل أي شئ" |
| Israrın için teşekkür ederim. | Open Subtitles | شكراً على إصرارك |
| Onun hala evde kalmasının tek sebebi, senin ona bakmam için ısrar etmen. | Open Subtitles | السبب الوحيد لوجوده في المنزل هو إصرارك أن أعتني به |
| Söylemem için ısrar ettiniz. | Open Subtitles | لقد تكلمت على إصرارك |