| Ama sıradan bir sekreter, ev hanımı ya da genç kendi sınırlı imkanıyla karanlık bir odada ufak bir ışık yakabilir. | Open Subtitles | لكن حتى سكرتيرة عادية أو ربة منزل او مراهقة يستطيع كل منهم بطريقته الخاصة البسيطة إضاءة ضوء صغير في غرفة مظلمة |
| Aslında orada hareket ettirdiğim ışık ikonlarım bulunuyor. | TED | في الحقيقة، يوجد أيقونات إضاءة أحركها هناك. |
| Şu anda tabii ki evde ışıkları yanlışlıkla açık unutmaya karşı çok duyarlıyım. | TED | طبعا الآن، أنا حساس جدا في المنزل إذا تركنا إضاءة بالخطأ |
| Karanlık ışıklar sönünce olur sanma. Aşağısı zifiri karanlıktır. | Open Subtitles | عندما سنصل إلى هناك علينا إضاءة المصابيح المكان مظلم جداً هناك |
| İçeriye gün ışığı ve soğuk hava girmesin. | Open Subtitles | يجب أن لا يسمح بإدخال إضاءة طبيعية للغرفة |
| - Ağaçları ışıklandırma çok önemli bir şey... ve ben de kasabanın doktoruyum, yani herkes burada olmama bel bağlamış durumda. | Open Subtitles | إضاءة الشجرة خطب جلل وأنا طبيبة البلدة، لذلك يعتمد الجميع علي وجودي هنا |
| Ahşap döşeme, epeyce aydınlatma iki yatak odası, iki banyo. | Open Subtitles | ..طوابق من الخشب الصلب إضاءة كاملة غرفتا نوم، دورتا مياه |
| Bu yakalanması için önemli bir ışık, çünkü bu tenin ilk yüzeyinden yansıyan ışıktır. | TED | وهي إضاءة مهمة للغاية لإلتقاطها، لأن هذه هي الإضاءة التي تعكس أو سطح للبشرة. |
| Köpek yok, alarm yok, ışık yok. | Open Subtitles | لا وجود لكلب,لا وجود لإنذار و حتما لا إضاءة |
| Boktan bir oda da 40 saat bayat pizza, berbat bir ışık ve kötü seks. | Open Subtitles | أربعونساعةفي غُرفةحقيرة.. مع بيتزا فاسدة، إضاءة مروّعة وجنس سئ |
| Epey ışık görüyor, tamamıyla modern, çokça boş alanı var. | Open Subtitles | إنه عصري للغاية ، و يحتوي على إضاءة عالية و مساحة كبيرة |
| Odysseus'u soğuk ışık aydınlatması kullanarak kendim tasarladım ve içine de küçük bir kamera lensi yerleştirdim. | Open Subtitles | صممت يوليسيس بنفسي باستخدام إضاءة ضوء بارد ومع عدسة كاميرا مصغرة ثابتة بالداخل من سيقوم بهذا؟ |
| Şirketimiz bu geceki ışık seremonisinin sponsoru. | Open Subtitles | شركتنا تقوم بِرعايةِ أمسية إحتفال إضاءة الشجرة هذا المساء |
| Peki, şimdi ışıkları açabilir miyiz tekrar lütfen. | TED | لذا هل يمكن إضاءة المكان مجددا؟ شكرا لكم. |
| Sakar kamera ışıkları gerekli aydınlığı... sağlamaları için duvara çivilenir. | Open Subtitles | أضواء التصوير المبعثرة مثبتة بالجدار لتوفير إضاءة كافية |
| Muhtemelen bu ışıklar arasında göremem. | Open Subtitles | كيف الآن نجد بيت ويرلوك أظنه سيكون البيت الذي به إضاءة |
| Sınıfların doğal ışığı var. | TED | للفصول الدراسية إضاءة طبيعية. |
| Önümü çok zor görüyorum. Yolda ışıklandırma yok. | Open Subtitles | من الصعب الرؤية هنا لا يوجد اية إضاءة في هذا الطريق |
| Endüsti Devrimi, Prometheus bize dünyamızı aydınlatma yetisini kazandırdı. | TED | الثورة الصناعية ، وبروميثيوس ، قدموا لنا هذا ، والقدرة على إضاءة العالم. |
| Yani şu anda sahneyi aydınlık tutmak için 15 at tam güç koşuyorlar. | TED | إذا نحتاج إلى 15 حصان يركضون بأقصى سرعة فقط لإبقاء إضاءة المسرح |
| Gezegenin aydınlatması iyiyse, gözler nerdeyse garantidir. | Open Subtitles | , إذا كان بالكوكب إضاءة مناسبة . وجود أعين هو شيء مضمون |
| Cumartesi günü dua etmek, mum yakmak, hastaları ziyaret etmek. | Open Subtitles | انها حول عمل أشياء بعينها المحافظة على السبت إضاءة الشموع |
| Oldukça loş bir ışıkta belirli bir mesafeden çekilmiş bir kayıt olduğunu hatırlatayım. | Open Subtitles | الآن, تذكر, لقد كانت لقطة شريط فيديو من مسافة تحت إضاءة خافتة للغاية. |
| Georgie, ışıkçı olarak iş bulmuştu. Ben de inşaat işindeydim. | Open Subtitles | حَصلتْ جورجي على عملِ كa إضاءة رجلِ، أَبْني البيوتَ : |
| Burayı uzay gemisi gibi aydınlatabilir misin? | Open Subtitles | هل يمكنك إضاءة هذا المكان ليظهر كمركبة فضائية. |
| Beyninin görsel korteksi görüntülerin ışıklandırması üzerine tahminler yapar. | TED | تعمل قشرة الدماغ البصرية على افتراضات حول إضاءة هذه الصورة. |
| Evde sana bir ampul bile değiştirtemiyorum. | Open Subtitles | بالكاد أستطيع رؤيتك تقوم بتغيير لمبة إضاءة فى شقتنا |
| Işık direğindeki bakır teli çalarken elektrik mi çarptı yoksa? | Open Subtitles | صعق نفسه وهُو يُحاول سرقة أسلاك نحاسية من عمود إضاءة. |