| Çok fazla arkadaşım olduğundan tutunmaları için tutacak koydurmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أربطه لكي يركب الناس عليه لدي الكثير من الأصدقاء |
| Bunun için çok pahalı bir kurtarma operasyonu başlatmak ve yeniden okyanusa çıkabilmek için bir dokuz ay daha beklemek zorunda kaldım. | TED | و لذلك إضطررت أن أقوم بعملية إنقاذ مكلفة للغاية بالإضافة للإنتظار لتسعة أشهر قبل أن أتمكن مجدداً من الخروج إلى المحيط |
| Beni bıraktığın için sağ ol. Taksiye binmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | شكراً لكِ على تركي إضطررت أن أستقل سيارة أجرة |
| Uyurken yanında duracağıma dair söz vermem gerekti, karıncalar geri gelir diye. | Open Subtitles | إضطررت أن أعده بأن أبقى بجواره حتى ينام في حال عاد النمل إليه مرة أخرى |
| Seni yakalamamak için yavaşlamam gerekti. | Open Subtitles | لقد إضطررت أن أتباطئ حتى لا أمسك بك |
| Bu kadar pis yoldan olmak zorunda olduğu için kusura bakma. | Open Subtitles | إني متأسف إضطررت أن يكون الأمر فوضوياً جداً |
| Bu kadar pis yoldan olmak zorunda olduğu için kusura bakma. | Open Subtitles | إني متأسف إضطررت أن يكون الأمر فوضوياً جداً |
| Yan binanın park yerine gitmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أذهب لموقف السيارات للمبنى المجاور |
| Sonunda çek defterimi kullanmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | و بالأخير إضطررت أن أستعمل دفتر شيكاتى |
| Sana onu almak için 20 dakika beklemek zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أنتظر 20 دقيقة لأجلبه لكِ |
| Onu bir kalorifer peteğine kelepçelemek zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أكبله في المبرد |
| Gerçek gözyaşlarımla ağlamak zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أبكى أمام الكاميرا |
| Köpeğimi uyutmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | إضطررت أن أُريح كلبي |
| Bazı araç gereçler kiralamam gerekti. | Open Subtitles | إضطررت أن أستأجر بعض المعدات |
| Kotumu kendim giymem gerekti. | Open Subtitles | إضطررت أن أرتدي بنطالي بنفسي |
| Kendimi durdurmam gerekti. | Open Subtitles | إضطررت أن أمنع نفسي. |