| Eh, senin için fark etmeyecekse Peder ben Austin'e gitmiyorum! | Open Subtitles | إذا كان الامر لا يهمك كثيرا فلن أذهب إلى أوستن |
| Şimdi siz veletler Austin'e kadar gidip orduya lâyık bile olamadığınızı öğrendiğinizde ne olurdu? | Open Subtitles | ماذا سيحصل إذا سافرتم طوال الطريق إلى أوستن فقط كي تعلمون أنكم لستم كفؤا للانضمام للجيش |
| Senin ve Bobby'nin bu hafta sonu Austin'e uçup Koç Royal ile buluşmanızı istiyorlar. | Open Subtitles | حسنا، انهم يريدون لك وبوبي للسفر إلى أوستن في نهاية هذا الأسبوع لتلبية مدرب الملكي. |
| Örnek vermek gerekirse, şehirleri daha fazla bisiklet dostu yapmak için izlenen stratejileri düşünün. Kopenhag'dan New York'a, Austin'e, Boston'a, Seattle'a nasıl da hızlı bir şekilde yayıldılar. | TED | وبالتالي، على سبيل المثال، فلننظر إلى الطرق التي انتشرت بها استراتيجيات جعل المدن صديقة للدراجات بسرعة كبيرة من كوبنهاغن إلى نيويورك إلى أوستن إلى سياتل. |
| Mektup Miami'ye değil de neden Austin'e gönderilmiş? | Open Subtitles | لما أرسلت الرسالة إلى "أوستن"و ليس "ميامي" ؟ |
| Austin'e dönene kadar ödemeyi hiçbir şekilde yapamam. | Open Subtitles | أنا لا أجمع الرهانات "حتى نعود إلى "أوستن |
| Eğer o iş bugün halledilmezse, Austin'e dönemeyeceksin. | Open Subtitles | إن لم تجمع الرهانات اليوم "فلن تعود إلى "أوستن |
| Sattim. Haftaya pazar otobüsle Austin'e gidiyorum. | Open Subtitles | لقد بعتها، سأستقلّ الحافلة إلى "أوستن" الأحد القادم |
| Mektup Miami'ye değil de neden Austin'e gönderilmiş? | Open Subtitles | لما أرسلت الرسالة إلى "أوستن"و ليس "ميامي" ؟ |
| Eğer sınavı geçecek kadar şanslıysam ve rüzgar beni buraya Austin'e atarsa, umarım fikrinizi değiştiririm. | Open Subtitles | لو حالفني الحظ لأجتاز الإختبار "وجاء بي نصيبي إلى هنا إلى "أوستن فأتمنى أن أغير تفكيرك |
| Austin'e uğradığın için de teşekkürler. | Open Subtitles | وشكراً لتمهيد الطريق إلى أوستن. |
| Austin'e taşınmıyoruz. | Open Subtitles | نحن لن نذهب إلى أوستن. |
| Ekim ayında haftasonu için Austin'e uçup, o küçük evde kalmıştık. | Open Subtitles | سافرنا إلى (أوستن) لقضاء نهاية الأسبوع في أكتوبر، -وأقمنا في ذلك المنزل الصغير |
| Daha önce Austin'e gelmemiştim. Bu harika. | Open Subtitles | .لم أذهب إلى (أوستن) من قبل .إنها رائعة للغاية |
| Austin'e dönerken size iyi yolculuklar dilerim. | Open Subtitles | حسنا، له a سفرة آمنة عد إلى أوستن. |
| Paco öldüğüne göre sanırım siz de Austin'e döneceksiniz. | Open Subtitles | بما أنّ (باكو) قد مات، أتخيّل أنّك ستعود إلى (أوستن). |
| Ama bu video benim Denver'dan Austin'e otobüsle gittiğimi gösteriyor. | Open Subtitles | ولكن هذا فيديو لي في الحافلة المتوجهة (من (دينيفر) إلى (أوستن |
| Pekâlâ, işte burada Denver'dan Austin'e yol güzergahı var. | Open Subtitles | حسنٌ، هذا هو مسار (الحافلة من (دينيفر) إلى (أوستن |
| Austin'e dönüş yolunuzda müvekkil seçiminizi düşünebilirsiniz. | Open Subtitles | ربما عليكِ التفكير قليلاً في اختياركِ لزبائنكِ في طريق عودتكِ مشيًا (على الأقدام إلى (أوستن |
| Teksas Hükümeti'ni devirip, başkanlarını öldürmek için Austin'e gidiyorlar. | Open Subtitles | إلى (أوستن) ليطيحوا بحكومة تيكساس) و يقتلوا رئيسها) |