| Bir süre koşanların geçmesini bekleriz sonra da suya atarız. | Open Subtitles | لا تقلق سننتظر حتى يهدأ المكان ثم نحمله إلى الماء |
| Onu seviyorum ama o deli. suya atladı ve kayboldu. | Open Subtitles | أنا أحبها ، ولكنها مجنونة لقد قفزت إلى الماء وإختفت |
| Onu seviyorum ama o deli. suya atladı ve kayboldu. | Open Subtitles | أنا أحبها ، ولكنها مجنونة لقد قفزت إلى الماء وإختفت |
| Başka yerde olduğunu ispatlamak için cinayetten sonra suya dönmüş olabilir. | Open Subtitles | مما يعني أنه عاد إلى الماء بعد الجريمة لتأكيد حجة غيابه |
| suya götürülür ve bırakılır. Bağlı haldedir ve bu yüzden yüzemez. | Open Subtitles | ثم ينزلونه إلى الماء و يقومون بتقييده بطريقه تسمح له بالعوم |
| suya ulaşmak için tek şansımızın oraya üstten girmek olduğunu anladım. | Open Subtitles | أدركت بأن فرصتنا الوحيدة للوصول إلى الماء كانت بالسقوط من الأعلى |
| suya hayatımızın her anında ihtiyacımızın olduğunu düşünmek en önemli kısımdır. | TED | وهذا هو أهم شيء عندما نتخيل بأننا بحاجة إلى الماء لكل نشاط في الحياة. |
| Sıcaktan, ayakkabılarımı çıkardım ve pantolonumu sıyırıp suya girdim. | TED | وبسبب الحرارة، كنت قد نزعت حذائي، وطويت أطراف سروالي، ودخلت إلى الماء. |
| Örneğin, kırılma, yani bir ışık demetinin havadan suya geçerken eğrilmiş gibi görünmesi. | TED | مثل الانكسار على سبيل المثال وهي النظرية التي تفسر سبب انحناء شعاع الضوء عندما يمر من الهواء إلى الماء. |
| Büyümek için, bitkiler suya, güneş ışığına ve besine ihtiyaç duyar. | TED | تحتاج النباتات إلى الماء والضوء والتغذية حتى تنمو. |
| Yani tahmin edersiniz ki Paul suya girme konusunda belki biraz tereddütteydi. | TED | لذا يمكنكم تخيل أن باول ربما كان متردداَ قليلاَ بالنسبة للنزول إلى الماء. |
| Köprü korkuluklarına yaslandık ve aşağıdaki suya baktık. | Open Subtitles | استندنا على حاجز الجسر وتطلعنا إلى الماء |
| O mayoyla yüzmek istemediğimi söyledim ama elimden tutup suya sürükledi tamamen suya girdim sudan çıktığımda çıplak görünüyordum. | Open Subtitles | لقد قلت له أننى لا أريد الإستحمام بها و لكنه أمسك بيدى و ظل يجرنى إلى الماء بطوال الطريق للماء |
| Eğer hoplayıp zıplamayı kesip suya girmezsen çok uzun sürmeyecek. | Open Subtitles | ولو لم تتوقف عن هذا ونزلت إلى الماء لن تعيش طويلا |
| suya atladım ve bu tarafa doğru yüzdüm. | Open Subtitles | لذلك قفزت إلى الماء وقمت بالسباحه متخذاً ذلك الطريق |
| Sonunda üstündeki can yeleğiyle suya atladı. | Open Subtitles | ما ان انتهى من كلامه حتى كان زميلهم قد قفز إلى الماء مرتدياً سترة النجاه الخاصه به |
| Böylece sürüsünden ayrıldı ve bir daha da suya dönemedi. | Open Subtitles | كانت مطرودةً من مجموعتها ولم تعد إلى الماء |
| Şimdi suya kadar yanımızda taşımak zorundayız! | Open Subtitles | الآن نحن يجب ان نسْحبُه نزولاً إلى الماء |
| Küçük dudaklarını serin, berrak suya daldırıyorsun. | Open Subtitles | فتضع شفتيك الصغيرة بهدوء إلى الماء العذب |
| Banning'in bakterileri var ama onları laboratuvarından suya götürmek zorunda. | Open Subtitles | بانينج حصل على البكتيريا لكنه يجب أن ينقلها من مختبره إلى الماء |
| Ve sonunda biri, bir mikroskop aldı ve çekirdeğin hemen yanında bulunan suyun içine baktı. | TED | وأخيراً شخصاً ما حمل مجهر ونظر إلى الماء الذي كان موجوداً بجوار قلب المفاعل. |