| Beyefendi lütfen gitmeyin. 5 dakika içinde genç bir kadın sizinle ilgilenecek. | Open Subtitles | لا تذهب يا سيدي خلال خمس دقائق سأحضر إمرأة شابة لك |
| Fakat büyümüş kendine güveni olan genç bir kadın olmuşsun. | Open Subtitles | و لكنكِ كبرتِ لتصبحي إمرأة شابة ذات ثقة كبيرة. |
| Tanıdığım genç bir kadının hayatı tehlikede olabilir. | Open Subtitles | هناك إمرأة شابة أعرفها وحياتها ربما في خطر |
| Sizin mevkinizde genç bir kadının kendisini koruyacak birine ihtiyacı var. | Open Subtitles | إمرأة شابة في منصبك بحاجة إلى شخص لحمايتها. |
| Kalpsiz genç kadın ıssızda yapayalnız kalır. | Open Subtitles | إمرأة شابة بلا قلب تـُركت لوحدها في خرابها القطبي |
| -Sonunda, bütün iyi hikâyeler de olduğu gibi, Larry ruhani bir genç kadının aşkı tarafından kurtarılıyor. | Open Subtitles | النهاية كما هو الحال فى جميع الحكايات جيدة، "لارى" تم إنقاذه بحب إمرأة شابة روحانيه. ethereal: |
| Bir adam genç bir kızla birlikte olduğunda kabul görüyor, beğeniliyor. | Open Subtitles | إنهم هجوميون عندما رجل يواعد إمرأة شابة إنه مُتوقع، صفق له |
| Geçen hafta, kafası karışmış olan genç bir kadına, kurduğu aldatmaca ve yalanlar ağından kurtulması için yardım ettim. | Open Subtitles | الأسبوع الماضي، ساعدت إمرأة شابة مشوشة لتتخلص من شبكتها المليئة بالكذب و الضغينة |
| Git kendine pahalı bir spor araba al ve ahlakî açıdan kıt, genç bir kadın bul. | Open Subtitles | لتخرج وتشتري لنفسك سيارة رياضية كبيرة وتجد لنفسك إمرأة شابة مشكوك بأخلاقها |
| Düşünceli, genç bir kadın. Tamamen doğru sebeplerle öğretmenlik yapıyor. | Open Subtitles | إنها إمرأة شابة مفكرة, وهي تدرس للأسباب الصحيحة. |
| Dokuz ay önce, Brandi Colavito adında genç bir kadın, Chicago'da Alt-O-Rama adında üç günlük bir müzik festivaline katılmış. | Open Subtitles | قبل تسعة أشهر، حضرت إمرأة شابة تُدعى براندي كولفيتو "حفل "ألتوراما وهو مهرجان موسيقي يقام لثلاثة أيام هنا في شيكاغو |
| genç bir kadın, yerden 80 kat yukarıda kocaman bir ağ gibi görünen ağda asılı takside rehine alındı. | Open Subtitles | إمرأة شابة أحتجزةرهينةداخلسيارةأجرة ... معلقةعلىعلو80طابق عنالأرض ... مما يبدو أنّها شبكة عنكبوت عملاقة |
| Yardım için kapınıza gelen ve sonunda ölen genç bir kadın ile ilgili. | Open Subtitles | إنه بشأن إمرأة شابة لجئت إليكِ للمساعدة -وانتهى بها المطاف ميتة |
| Archer Loftus geçenlerde yerel bir cinayet olayında sorgulandı... genç bir kadının cesedi bir çantada bulundu. | Open Subtitles | أرتشر لوفوتس استجوب مؤخرا ًفيما يتعلق بمجرم محلي جثة إمرأة شابة وجُدت في حقيبة من القماش الخشن |
| Bunlardan ilki, Amy Meyer adındaki genç bir kadının hasta bir ineği buldozer aracılığıyla dışarıdan kesimevine getirilişini sokaktayken gördüğü, "ag-gag" dedikleri uygulamaydı. | TED | أولى الملاحقات القضائية لإسكات المتظاهرين، كما يسمونها، كانت إمرأة شابة تدعى إيمي ماير، رأت إيمي بقرة مريضة تُجر إلى خارج المسلخ بواسطة بلدوزر بينما كانت تقف على شارع عام. |
| genç bir kadının araştırıyoruz. | Open Subtitles | نحن نحاول معرفة هوية إمرأة شابة |
| - Bak, sana nasıl duygusal yönden ifadesiz olacağını söylemem ilişkisiz genç kadın sen de laboratuvarımı yönetişime karışma. | Open Subtitles | -إنظري ، أنا لا أخبركِ كيف تكونين إمرأة شابة فارغة خالية من العاطفة أنتِ لا تخبريني كيف أدير معملي |
| genç kadın. Muhtemel bacak kırığı. | Open Subtitles | .إمرأة شابة , كسر محتمل في الساق |
| Güzel genç kadın, hatasını fark eder ve erkeği, Harrison Davies'in kollarına geri döner. | Open Subtitles | أن إمرأة شابة جميلة أكتشفت أن هناك خطأ في حياتها وتعود إلى أحضان رجلها (هاريسون دافيس) |
| Carroll 2004'de 14 genç kadının öldürülmesinden mahkum olmuştu. | Open Subtitles | أُدين (كارول) عام 2004 بقتل 14 إمرأة شابة. |
| Bir annenin, kocasının genç bir kızla kaçmasından ötürü intikam almak için üç çocuğunu boğmasını anlatan hikâye. | Open Subtitles | أم تقوم بإغراق اولادها الثلاثة على سبيل الإنتقام، لأن زوجها هجرها لأجل إمرأة شابة. |
| Madison Mills adında genç bir kadına karşı. | Open Subtitles | مع إمرأة شابة إسمها ماديسون ميلز. |