| 13 dakika oldu. O öldü. 400'e çıkın. | Open Subtitles | إنها أكثر من 13 دقيقة ، إنه ميت إرفعوا حتى 400 |
| O öldü. Bunu anlamak için fazla aptal. | Open Subtitles | إنه ميت ، لكنه من الغباء حيث إنه لا يعلم ذلك |
| O öldü. | Open Subtitles | إنه ميت أعرف بأنّنا إعتقدنا أننا رأيناه ميتا |
| Kusursuz. Beyninin Ölmüş olması büyük şanssızlık. Birkaç gün içerisinde ayağa kalkardı. | Open Subtitles | لا أخطاء فيه، للأسف إنه ميت إكلينيكياً، وإلّا لنهض في غضون أيام |
| -Hayır, O ölü. | Open Subtitles | ـ كلا، إنه ميت. |
| öldü o. Compton mezrlığına gömdüler. | Open Subtitles | إنه ميت, لقد دفنوه في المقبرة العامة |
| Bu babası. O öldü. Acil durum iletişimi var mı? | Open Subtitles | ذلك والده، إنه ميت هل من اتصالات للطوارئ؟ |
| O öldü, ben ölmedim, ve somut bir sebep gösteremiyorum. | Open Subtitles | إنه ميت و ليس أنا، وليس لي تفسيرات فعلية |
| Bu mümkün degil. O öldü. -Yani dün ordaydi | Open Subtitles | هذا ليس ممكنا , إنه ميت . كذلك كنت أنا بالأمس |
| O öldü ve ben tüm riski üzerime alıyorum o yüzden bu işi yapıyor muyuz yoksa biraz araya mı ihtiyacınız var? | Open Subtitles | إنه ميت وأنا أقبل المخاطرة لذا هل يمكننا أن نبدأ بالعمل؟ أو تحتاجان لأستراحة |
| Bobby O öldü. | Open Subtitles | لا تذهب إلى هناك, إنه ميت "يا "بوبي" إنه ميت يا "بوبي |
| O lanet hazine sandığında falan değil. O öldü. | Open Subtitles | إنه ليس في صندوق الكنز اللعين إنه ميت |
| Buna mecbursun. O öldü. | Open Subtitles | عليكَ مساعدتي إنه ميت عليكَ مساعدتي |
| O öldü. O öldü. Bitti. | Open Subtitles | لقد انتهى الأمر إنه ميت أليكس إنه ميت |
| - Toprağı boyladığına sevindim. - Toprağı boylamadı. O öldü. | Open Subtitles | أنا مسرور لأنه قد رحل - إنه لم يرحل إنه ميت - |
| O öldü. Hayaleti adada dolaşıyor. | Open Subtitles | إنه ميت و شبحه هناك يتجول في الجزيرة |
| bazı dağcılar gelmişler ona bakmışlar ve onların kendi için ''Ölmüş'' dediklerini duymuş | TED | وقد مر بقربه بعض المتسلقين ونظروا إليه وسمعهم يقولون " إنه ميت " |
| Ölmüş. Cep telefonu sinyalinin hala buradan geldiğine kesinlikle eminim. | Open Subtitles | إنه ميت إشارة الهاتف الخلوي ما تزال بالفعل تأتي من هنا |
| Biz onu öldürdük. O ölü. | Open Subtitles | لا لقد قتلناه ، إنه ميت |
| O Ölmüş, evde. Ölü olduğunu biliyorum, kendini asmış. | Open Subtitles | إنه ميت في المنزل عزيزتي لقد شنق نفسه .. |
| - Ne olduğunu bilmek istiyorum! - Öldü. | Open Subtitles | ـ أريد أن أعرف ماذا حدث ـ إنه ميت أيها الرئيس |
| Haklısın. Adam öldü. Hadi eve gidelim. | Open Subtitles | أنتِ محقة، إنه ميت فلنعود لبيوتنا |