| Hayatım, adam şömünenin yanındaki masada oturuyor ki... en iyi masa orası... ve sırf bana gıcıklığına orada oturuyor. | Open Subtitles | عزيزتي , إنه يجلس في الطاولة التي بقرب المدفأة أفضل طاولة في المكان وهو يعرف ذلك, لكي يستفزني فقط |
| Bay Granger. Thomas. O arabada oturuyor. | Open Subtitles | إنه السيد جرانجر، توماس إنه يجلس بالسيارة |
| - Geliyor. Geliyor. - Orada öylece oturuyor. | Open Subtitles | ـ أنه يأتي , إنه يأتي ـ إنه يجلس هناك فقط |
| Bütün gün dairemde oturuyor. Eve geldiğimde hiç mahremiyetim olmuyor. | Open Subtitles | إنه يجلس طوال النهار في شقتي و لا أحظى باخصوصية عندما أعود |
| oturmuş karşımızda bizim şarabımızı içiyor biz ölürken kusana kadar yiyor. | Open Subtitles | إنه يجلس هنا ويشرب نبيذنا ويأكل حتى الشبع بينما نموت. |
| Deden işte orada. Kumar makinesini başına oturmuş, kendinden geçmiş bir şekilde parasının hortumlanmasına izin veriyor. | Open Subtitles | ها هُوَ ذَا جدك إنه يجلس علي هذا الجهاز وهي تستنزف مالهُ بغفلةٍ |
| O gösterişli kutusunda tek başına mı oturuyor? | Open Subtitles | إنه يجلس في الأعلى لوحده أهو مكان خيالي ؟ |
| Camdan kafesinde bir hayalet gibi oturuyor. | Open Subtitles | إنه يجلس هناك في قفصه الزجاجي ..وكأنه شبح |
| Adam bir altın madeninin üstünde oturuyor. Sonsuz bir hurda yığını var. | Open Subtitles | إنه يجلس على منجم ذهب، لديه أكوام من القذارة لا تُعد. |
| Şu an yerde oturuyor Ve üstündeki tek şey mayo. | Open Subtitles | إنه يجلس على الأرض ولا يرتدي سوا بزة سباحة. |
| Ne söylediğine dikkat et, kendisi hemen yanımda oturuyor. | Open Subtitles | حاذري فيما تقولينه. إنه يجلس بالقرب مني. |
| Ama en hayran olman gereken adam yanında oturuyor. | Open Subtitles | لكن الرجل الذي يجب أن تعجب به أكثر إنه يجلس بجانبك |
| Hakimin yanına oturuyor, hakimi tanımak zorunda değil sadece oturuyor işte, ve hakim meyve suyunu içiyor, adam orada ayarı çekiyor, ve işte... | Open Subtitles | سيجلس الشخص بجانب القاضي، ولا يفترض به أن يعرفه، إنه يجلس هناك فحسب، وإذ يشرب القاضي عصيره، |
| o aşağıda oturuyor. - o çıkıyor! | Open Subtitles | إنه يجلس بالطابق السفلى إنه يرحل |
| Yalnız başına oturuyor. Onu daha önce görmüş müydünüz? | Open Subtitles | إنه يجلس وحده هل رأيته من قبل؟ |
| Karşı binadaki bürolardan birinde oturuyor. | Open Subtitles | إنه يجلس في مكتب في بناية عبر الشارع |
| Avukatıyla toplantı salonunda oturuyor. | Open Subtitles | إنه يجلس في غرفة الاعتراف بصحبة محاميه |
| Uçaktaki insanların olduğu Masaya oturuyor | Open Subtitles | "إنه يجلس إلى الطاولة" "مع الرجال الآخرين من الطائرة" |
| Karanlıkta oturmuş, smooth caz dinlerken 30 santimlik KA-BAR'ını biliyordur. | Open Subtitles | إنه يجلس في الظلام يستمع لبعض موسيقى الجاز بينما يسنن ال"ك.أ بار" ال12 بوصة |
| Yüzünde peçeteyle orada oturmuş dilini çıkartıyordu. | Open Subtitles | إنه يجلس هناك و هناك منديل على وجهه |