| Hayır, böyle yapmayacağım. hakaret olmadan. Şaka olmadan. | Open Subtitles | كلّا، لن أجاريك في هذا، لا إهانات ولا نكات. |
| Onunla ilgili on tane hakaret yazmanı istiyorum | Open Subtitles | أريدكَ أن تشكّل قائمةً من عشرِ إهانات |
| Benim için söyleyeceğiniz başka hakaret yoksa Dr. Stark şu anda lapa yapmakla meşgulüm. | Open Subtitles | يا أخرى إهانات أي لديك يبق لم وإذا " العصيدة بإعداد منشغلة أنا |
| Bu hoparlörlerden dua yerine üzerimize hakaretler yağdığını görmedin. | Open Subtitles | أنت لم تجرب . بدلا من أن تسمع الأذان تسمع في الميكروفونات إهانات لك |
| Bizi göndermek için sebzeli hakaretler yetmez. | Open Subtitles | سيتطلب الامر أكثر بكثير من من إهانات على وزن الخضروات لإبعادنا |
| Bundan böyle konuşma kisvesi altında ironik hakaretler yok. | Open Subtitles | لا إخفاء للأسرار بعد الآن، إهانات ساخرة متمثلة على أنها محادثة. |
| Yorumların yarısı hakaret içerikli. | Open Subtitles | نصف التعليقات يحتوي على إهانات. |
| Ya da hakaret olduğunu düşündükleri şeylere. | Open Subtitles | أو ما يحسبونهُ إهانات |
| Unutma, hep sempatik ol. hakaret etme. | Open Subtitles | تذكري، كوني لطيفة لا إهانات |
| hakaret olmadı. | Open Subtitles | لا إهانات |
| hakaret olmadı. | Open Subtitles | لا توجد إهانات |
| Bobby, hakaret etme, lütfen. | Open Subtitles | لا إهانات يا ( بوبي ) من فضلك |
| Alınmaca yok. Rastgele hakaretler. | Open Subtitles | لا شيء شخصي فقط إهانات عشوائية |