| CEO, Simon Fassel'i taciz etmekten tutuklandı. | Open Subtitles | تم اعتقالها لمضايقتها المدير التنفيذي سايمون فاسل |
| Uyuşturucu suçlamalarından ve hırsızlıktan tutuklandı. | Open Subtitles | لقد تم اعتقالها بتهمة حيازة مخدرات و سرقة |
| Mary Ann'in sabıka kaydına göre, fuhuş ve mal taşımadan tutuklanmış. | Open Subtitles | بالرجوع لصفحة ماري آن تم اعتقالها للدعارة و حيازة مخدّر |
| Ayrıca daha önce sahte kimlik üretmekten tutuklanmış. | Open Subtitles | ولقد تم اعتقالها سابقاً أيضاً لأنها صنعت هويات مزورة |
| Demek istediğim, son tutuklanmasından sonra onunla bağlantılarını kopardılar. | Open Subtitles | أعني , والداها قد طرداها بعد اعتقالها الأخير |
| Çıkıp uyuşturucu hükümlerinden ve fuhuştan tutuklanmasından bahsetmemi istiyorlar. | Open Subtitles | يريدون مني الخروج إلى العلن والحديث عن اعتناقها المخدرات وعن اعتقالها مرةً بتهمة العُهر |
| Gidip de tutuklayamayız ki. Elimizde kanıt yok. | Open Subtitles | حسنا، لا يمكننا اعتقالها هكذا ليست لدينا أدلة |
| Huzuru bozmaktan onu tutuklamak istiyorum. Pantolonumdaki huzuru. | Open Subtitles | لقد تم اعتقالها من قبل بسبب أعمال الشغب داخل سروالي |
| Valerie Delgado, Bölge savcısı yardımcısı bu gün Dante Moore cinayetinden tutuklandı, ...duruşması yarın görülecek, | Open Subtitles | " فاليري ديلقادو " مساعدة النائبة العامة " اعتقالها على جريمة " دانتي مورو سوف يرتب غداَ |
| Ve yerel haberler, Başkan Scott'ın eski eşi Deb Scott... bugün sahte bir reçeteyle ilaç satın alma... girişiminin ardından tutuklandı. | Open Subtitles | ... الاخبار المحلية طليقة العمدة سكوت "ديب" .. تم اعتقالها اليوم |
| Ama Zalachenko'ya cinayete teşebbüs suçundan tutuklandı, değil mi? | Open Subtitles | لكن تمّ اعتقالها لمحاولتها قتل (زالاشينكو) ؟ |
| Müvekkiliniz az önce tutuklandı. | Open Subtitles | عميلتكِ تم اعتقالها للتو |
| tutuklanmış. | Open Subtitles | لقد تم اعتقالها. |
| Jeanette Val Kilmer'a idrar dolu kavanozlar yollamaktan tutuklanmış. | Open Subtitles | جنــات) تم اعتقالها بتهمة) إرســال أباريق من البول لــ (فــال كيلمــر) |
| Altı kasım 2008'de Vancouver'da hırsızlıktan dolayı tutuklanmış. | Open Subtitles | لقد تم اعتقالها في السادس من نوفمبر بـ(فانكوفر) بتهمة سرقة متجر |
| - Nina'nın tutuklanmasından birkaç ay önce. | Open Subtitles | قبل بضعة شهور من اعتقالها |
| Onu bulsak bile, tutuklayamayız. | Open Subtitles | حتى ولو عثرنا عليها، فإننا لن نتمكن من اعتقالها |
| -Bu yüzden tutuklayamayız ama. | Open Subtitles | لا نستطيع اعتقالها بسبب هذا |
| Onu tutuklamak zorunda olman üzücü ama bu beni rahatsız edici bir açıklama yapmaktan kurtarır. | Open Subtitles | مؤسف انك عليك اعتقالها ولكن ذلك يساعدني على تجنب محادثة غير مريحة |
| Bize verilen emir onu tutuklamak. | Open Subtitles | أوامرنا هي اعتقالها. |