| Diğer bütün şeyler, kıçına penis damgası vurmak falan komikti. | Open Subtitles | كل الآشياء الأخرى، مثل ادخال القضائب في مؤخرتك، هذا مُضحك |
| Tabii! Şu şeyler etrafta koştururken? Beni saymayın. | Open Subtitles | أجل بالتأكيد مع تلك الآشياء حوله لا تدخلونى فى خططكم |
| Bak, egzersizdeki ölümümle bazı şeyler değersizleşmeye başlamış olabilir, ama komadaydım. | Open Subtitles | انظري , انا اموت اثناء التمرين قد , بدأ الآشياء تذهب جنوبا |
| Hey, dinle. İyi şeyler küçük paketler halinde gelir. Bunun için endişelenme. | Open Subtitles | أسمع الآشياء الرائعة تأتي من الصفقات الصغيرة لا تقلق بخصوصه |
| Bu küçük şeyler petrol istasyonlarında, barlarda, klüblerde geçiyor. | Open Subtitles | تلك الآشياء الصغيرة بمحطات البنزين والمحلات والبارات والآندية |
| Garip olan da, normalde tepemi attıran şeyler bugün hiç kafama takılmadı. | Open Subtitles | أتعلمين ما الآكثر غرابة هو أن تلك الآشياء التي تدفعني عادةً للغضب - لم تساورني هذا اليوم |
| İhtiyacımız olduğunu sandığımız şeyler... | Open Subtitles | الآشياء التي أعتقد أني سأحتاجها |
| Bazı şeyler kâğıtta daha iyidir. | Open Subtitles | بعض الآشياء أفضل علي الورق |
| Bazı şeyler kâğıtta daha iyidir. | Open Subtitles | بعض الآشياء أفضل علي الورق |
| Ben bir şeyler fırlatırım. | Open Subtitles | أنا أفجر الآشياء |
| - Bu parlak şeyler de ne? | Open Subtitles | -ما هذة الآشياء اللامعة ؟ |