| Medullar doku, bir hayvan hamileyken, daha doğrusu bir kuş hamileyken oluşan bir kalsiyum birikimidir, buralada kalsiyum depolanır. | TED | ان الانسجة النخاعية .. تشكل من خلال الكالسيوم ان الكالسيوم يتشكل عادة اثناء مرحلة الحمل في الحيوانات او الطيور |
| Hastalık yayabilecek biri ellerindeyken küçük bir doku örneğini sallarlar mı sence? | Open Subtitles | اتعتقد انهم سيهتمون بعينة الانسجة الصغيرة عندما يحصلون على المريض رقم صفر |
| Yani, doku zedelenmesine bakılırsa kırık en azından bir günlük. | Open Subtitles | اعني بناءاً على تلف الانسجة فالحادثة لها يوم على الأقل |
| dokuda tanımlayamadığım kimyasal bir madde buldum. | Open Subtitles | لقد وجدت مادة كيميائية في الانسجة لا استطيع تحديدها |
| dokuları etkileyen şiddetli bir atardamar pıhtılaşması var. | Open Subtitles | عانت من تصلب شرياني حاد أثر كثيراً على الانسجة |
| Radyologlar, mammogramdaki doku görüntüsüne bakarak meme yoğunluğunu dört kategoriye ayırıyorlar. | TED | ان اخصائيوا الاشعة يصنفون كثافة الثدي ضمن 4 فئات تبعاً لظهور الانسجة في الماموغراف |
| Doktorlar yeni bir çeneye dönüştürmek için bacağımdan bir kaval kemiği ve omzumdan biraz doku aldılar. | TED | كان الاطباء قد انتزعوا عظمة الشظية من قدمي وبعض الانسجة من كتفي لكي يصنعوا لي فك جديداً .. |
| Sağ kol dirseğin üstünden kopmuş, üst kaslarda büyük ölçüde doku kaybı var. | Open Subtitles | الذراع الأيمن قُطِعَ فوق المِرْفَقِ بخسارةِ هائلةِ في الانسجة العضلات العلوية |
| ...ve doku eksikliklerinin hızlı yaşlanma belirtilerine benzer şekilde süratli bir dejenerasyona yol açtığını tahmin edebiliyoruz. | Open Subtitles | إفترضْ ذلك بعض اِضطرابات الدم المغينة ونقائص الانسجة يؤدي الي فساد سريع في الانسجة |
| doku örnekleri. Kan testleri. | Open Subtitles | اَختبارُ الانسجة ، اَختبارُ عِلْم السموم الدمِّ، الياردات الكاملة التسع. |
| Kendi başlarına bölünüyorlar, moleküler ölçekte biyomakineler doku tahribatını onarmak için dizayn edilmişler. | Open Subtitles | اعادة نسخ ذاتية للسلاسل البيلوجية اعدت لعلاج تلف الانسجة |
| Büyük bir bilim adamı, hızlı doku bozulması yüzünden ölüyor. | Open Subtitles | عالم كبير يحتضر بسبب تحلل الانسجة السريع |
| Şarapnellerden ötürü düzensiz şekillerde doku yaralanmaları meydana gelir. | Open Subtitles | تمزق الانسجة الناتج من شظايا قنابل المدافع هذه الشظايا غير منتظمة الحواف |
| doku mühendisliği alanındaki buluşlar burada Staten Island Tıbbi Araştırma Tesisi'nde gerçekleştiriliyor. | Open Subtitles | والانجازات في مجال اعادة نمو الانسجة "تتم في معمل ابحاث "ستاتن ايلاند |
| Ama yaranın altındaki doku hala canlıymış. | Open Subtitles | لكن الانسجة التى تحت الجرح كانت لا تزال حية |
| Ben... Oğlunun durumunu öğrendiğimde doku örnekleri talep ettim. | Open Subtitles | لقد طلبت بعض عينات الانسجة عندما سمعت بحالة ابنك |
| doku iltihabı bir tür uyuşturucunun solunduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | التهاب الانسجة متسق مع استنشاق نوع من المخدرات |
| Son taramalarda çıkmamasına rağmen böbreğinin arkasındaki yumuşak dokuda ufak bir tümör olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | اعرف ان لديك ورم صغير في الانسجة الرخوة خلف كليتك والذي لم تظهره الاشعة الاخيرة |
| Çürümüş veya ciddi zedelenmiş dokuları yenileme girişimlerim başarısızlıkla sonuçlandı. | Open Subtitles | محاولتي الاخيرة لانقاذ الانسجة المتعفنة او المتضررة بشدة |
| Erektil dokunun etrafındaki duvar olmasaydı, bu şekilde güçlendirilmeseydi, şekil değişirdi, ama şişmiş penis bükülmeye karşı koyamazdı ve ereksiyon gerçekleşmezdi. | TED | لو لم يكن الجدار حول الانسجة المنتصبة موجوداً لو لم يكن معززاً بهذه الطريقة, سوف يتغير الشكل, لكن القضيب المنتصب لن يُقاوم الانثناء, وببساطة لن يتم الإنتصاب. |
| Bu yüzden kutunun iç yüzeyine yapışan akışkan Dokuyu oradan ayırabiliyoruz. | Open Subtitles | لذا أنتَ تستطيع فصل السوائل من الانسجة الملتصقة بمواد التعبأة |