| Dünyanın her tarafında seçkin evrimciler bu yılı heyecanla kutluyorlar. | TED | و العالم بأسره, بالتطور البارز الذي توصل له يتوق للاحتفال بهذه المناسبة |
| seçkin ve paranoyak müstakbel kayınlarının önünde, şoförün kızına yaltaklanıyorsun. | Open Subtitles | تطعن باستهتار وخفة وبكل تألقك مستقبلك البارز أمام أصهارك أنت تحتال على ابنة السائق |
| Kusura bakma ama bu dairedeki tek seçkin bilim adamı sen değilsin. | Open Subtitles | المعذرة, لكنك لست العالم البارز الوحيد بهذه الشقة |
| Sizi seçkin bir aday olarak düsünen pek fazla kisi var. | Open Subtitles | الكثيرون يعتبرونك المرشح البارز. |
| Joel McKuin, Batı Kıyısı'nın önde gelen destekçilerinden biri. | Open Subtitles | . (جويل مكوين) مورد الخشب البارز على الساحل الغربى |
| Rusya'nın önde gelen nükleer bilim adamı. | Open Subtitles | هو عالم روسيا البارز النووي. |
| Şuradaki seçkin görünümlü bay kim? | Open Subtitles | الذي ذلك رجلِ Iooking البارز هناك؟ |
| Bu eşsiz sanatsal olay için toplanan film endüstrisinin seçkin kişileri de Lido'nun muhteşem sahillerinde aradıkları rahatlığı buldular. | Open Subtitles | أجتمعوا في هذا الحدث الفني البارز وأستمتعوا بأوقات جميلة على شواطئ(ليدو) |