| Şirkete indirim yapmasa, bu işi yapmazdım. Şuraya yeterince meyve maketi konmamış. | Open Subtitles | لم أكن لأفعلها لولا التخفيض في سعر الورق , إنّه لا يروقني |
| Habersiz bir indirim için oldukça çok konuşuyorsun. | Open Subtitles | أعتقد أنك تثيرين الكثير من الضجة بخصوص التخفيض المفاجئ |
| Bu indirimi tam olarak ne için alacağınızı... | Open Subtitles | وأنت إعتقدتي أنك ستحصلي على هذا التخفيض |
| Ama bekle, seni tamamen salak durumuna düşürmeden önce, kahve dükkanındaki çalışan indirimi için, hepimiz sana teşekkür etmek istiyoruz. | Open Subtitles | أود أن أشكرك على التخفيض الجديد -بمقهى المستشفى الحقير، شباب |
| Bir sürü indirimli mağazada satılmış. | Open Subtitles | باعها هانوفر سامبسون للعديد من محلات التخفيض |
| Kendall, indirim şirket için çok önemli anlıyorum ama indirimin sağlanış biçiminden hiç de memnun değilim. | Open Subtitles | ْ"كندول" أنا أفهم أن التخفيض المالي مهم للشركة أنا أعترض على طريقة حصولنا عليه |
| Çalışan indirimini kullanamadığın için seni bağışlamam mı gerekiyor? | Open Subtitles | أيجدر بي أن أسامحك لأنك لم تستعمل خاصية التخفيض خاصتك؟ |
| Çalışan indiriminden yararlanayım dedim. | Open Subtitles | أردت إستغلال التخفيض الخاص بالعاملين. رائع. |
| Herif benden tırstığı için iyi de indirim yaptı. | Open Subtitles | حصلت على التخفيض الجيد فى الحساب إسلوبى المخيف |
| 2000, 2500 Dinar. Belki sana indirim yaparım. | Open Subtitles | من 2000 إلى 2500 دينار لربّما أستطيع إعطائك بعض التخفيض |
| Yani şirkete indirim yapacağını söylemesine rağmen neden aldın onları? | Open Subtitles | بما أنّك تحصلين على التخفيض على سعر الورق ! ْ |
| Peki indirim olabilir mi ? | Open Subtitles | حسنا ، انت تعلم، نحن نتسائل اذا انت تعلم يمكننا الحصول على مقدار من التخفيض |
| Savcıyı, verecekleri bilgiye karşılık cezada indirim yapması için ikna etmek zorunda kalabilirsiniz. | Open Subtitles | أنت يجب أن تقنع المدعي ان يعرض التخفيض في مقابل المعلومات بالطبع |
| Ama indirim bitmeden parasını ödesen iyi olur. | Open Subtitles | لـكن من الأفضـل أن تدفـع النقود قبـل أن ينتهـي التخفيض |
| Selam. Biz ayak masajı için, çift indirimi almak istiyoruz. | Open Subtitles | مرحبا , نريد التخفيض على الأزواج |
| Smallville'de vergi indirimi dışında, başka şeyler de olduğunu gösterdiğin teşekkürler. | Open Subtitles | شكر لأنك أريتني أن (سمولفيل) لديها ما تعرضه أكثر من التخفيض الضريبي |
| En azından indirimi vardır. | Open Subtitles | على الأقل بعض التخفيض |
| Aile indirimi. | Open Subtitles | هذا هو التخفيض العائلى |
| Size indirimli fiyattan vereceğim. Saç savurmayı kesin yeter. | Open Subtitles | سأعطيكما التخفيض فقط أقفا حركة هز الشعر هذه |
| - Hayır, Craig. O Senin indirimin. | Open Subtitles | لا "كريغ" هذا التخفيض لك |
| Çalışan indirimini kullanamadığın için seni bağışlamam mı gerekiyor? | Open Subtitles | أيجب أن أسامحك لأنك لم تستفد من خاصية التخفيض خاصتك؟ |
| buradaki hiç kimse Pupper Supper'daki çalışan ailesi indiriminden faydalanamayacak. | Open Subtitles | لا أحد هنا سَيَحْصلُ على المستخدمِ التخفيض العائلي على عشاءِ Pupper. |
| Belki bir yıl. Hala para kaybediyor olursak, kesintiler devam eder. | Open Subtitles | ، إذا ما زالت الخسـارة تواجهنـا نوقف تفعيل التخفيض |