Annem, satış elemanının onun için seçtiği kıyafetleri görünce daha da kötü oldu. | Open Subtitles | "لم تزدد الأمور سوءاً لأمّي إلاّ عندما رأت الملابس التي اختارها الموظف لها" |
Hoyt kurbanlarını tanımazdı ancak öldürmek için seçtiği yol çok kişisel bir şeydi. | Open Subtitles | هويت لم يعرف ضحيته ولكن هناك شيء شخصي جدا حول الطريقة التي اختارها لقتله |
Babamın annem ve abimin yerine seçtiği Sekreter Wang var ne de olsa. | Open Subtitles | لدي السكرتيرة وانغ التي اختارها والدي بدلاً عن أمي و أخي |
seçtiği hedefler hep hükümet askeri ve veri toplama şirketleri. | Open Subtitles | الأهداف التي اختارها كلّها حُكوميّة، عسكريّة، وشركات جمع البيانات. |
Babacığımın benim için seçtiği hayata geri döndürecek bir halat. | Open Subtitles | طريق لأعود من خلاله إلى تلك الحياة التي اختارها أبي لي |
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur. | TED | هذه الطريقة التي اختارها ليقدم نفسه |
Watanabe san'ın seçtiği aynı park. | Open Subtitles | نفس الحديقة التي اختارها واتانابي سان |
Belki de seçtiği gelini onaylamıyordur. | Open Subtitles | ربما لا يوافق على العروس التي اختارها |
Kaderin senin için seçtiği son şu... | Open Subtitles | هذه هي النهاية التي اختارها القدر لأجلك |
...ama yiğit Brutus'un kendine eş seçtiği bir kadın. | Open Subtitles | ولكني المرأة التي اختارها السيد (بروتس) زوجة له |
seçtiği hayat bu. | Open Subtitles | إنها الحياة التي اختارها. |
Hammond, yıldızlar ile arkadaşlık kurarken ben de yapımcının seçtiği arabalar ile uğraşıyordum. | Open Subtitles | بينما كان (هاموند) يعقد صداقات مع النجوم، كنت أحضّر السيارات التي اختارها منتجو الفيلم |
seçtiği hayat bu, anne. | Open Subtitles | إنها الحياة التي اختارها أمي |
Bu Kira'nın seçtiği adalet biçimi. | Open Subtitles | (تلك هي العدالة التي اختارها (كيرا |