| Demek ki programı değiştirmek için bir yol bulman gerek. | Open Subtitles | مما يعني أنك بحاجة إلى إيجاد وسيلة لتغيير الجدول الزمني. |
| Hangi periyodik Program kanserle savaşmak için en uygunsa, devrenin ince ayarı ona göre ilaçları taşımak için yapılabilir. | TED | يمكن ضبط هذه الدائرة العلاجية لتقديم الدواء بجسب الجدول الدوري الأفضل لمكافحة السرطان. |
| Koğuştaki kimi insanların programa ayak uydurması çok, çok uzun zaman alabiliyor. | Open Subtitles | بعض الرجال في العنبر ياخذون اوقات طويلة ,طويلة كي يعتادوا علي الجدول |
| Akan yağmur suları dere yatağında cesedi örten balçığı ve yıkıntıyı yıkadı. | Open Subtitles | السيول من المطر جرفت الطين ووضعته بداخل الجدول الذي بدوره غلّف الجثّة |
| programın altı ay gerisindesin ve bütçeyi 20 bin denarii* geçtin. | Open Subtitles | أنت مُتخلف عن الجدول بستة أشهر وأبذرت 20 ألف من الميزانية |
| Beni uyandırıp derenin aşağı yakasında 20 kadar Arikara gördüğünü söyledin. | Open Subtitles | أنت أيقظتني؟ لقد قلت إنّك رأيت 20 شخص .من هنود الحمر بالقرب من الجدول |
| programda bir son dakika değişikliği olacak. Kibarca özür dileyecek. | Open Subtitles | سيكون هناك تغيير في الجدول في أخر دقيقة ستعتذر بأدب |
| Onun için bir şartlı tahliye çizelgesi hazırlayın. Sonra görüşürüz. | Open Subtitles | أعمل على حسب الجدول بإدانة مع وقف العقوبة, سأراك لاحقاً |
| Kültürel festival programı artık hazır, Herr General. | Open Subtitles | الجدول الاحتفال الثقافي قد اكتمل الآن,أيها جنرال |
| İleride başlamadan programı görürsem daha iyi olur. | Open Subtitles | في المستقبل, اذا أمكنني أن أري الجدول مقدما ً |
| Muhtemelen nefret edeceğin bu programı da sana veriyorum, hangisi iyi? | Open Subtitles | وضعت هذا الجدول لك وربما أنك ستكرهه، ولا بأس |
| Üzgünüm, geç kaldım. Bu yeni Program çok kafa karıştırıcı. | Open Subtitles | أعتذر على تأخري , إنهُ بسبب هذا الجدول الجديد مُحيّرٌ تمامًا. |
| Müfredat. Program ve ilgili bilgiler. | Open Subtitles | المنهج التعليمي، الجدول الدراسي خزانة للكتب |
| Koğuştaki kimi insanların programa ayak uydurması çok, çok uzun zaman alabiliyor. | Open Subtitles | بعض الرجال في العنبر ياخذون اوقات طويلة ,طويلة كي يعتادوا علي الجدول |
| Proje hala programa göre ilerliyor. İkinci ajanı bulup öldüreceksiniz. | Open Subtitles | كل شئ حسب الجدول أنتم ستعثرون على العميل الثاني وأقتلوه |
| Bu yasa temel olarak, dere kıyısındaki herkesin dereyi paylaşabileceğini söylüyordu. | TED | وقد نص القانون .. ان كل شخص بالقرب من الجدول يمكنه ان يتشارك بحصة مائية منه |
| Albayınızın inatçılığı yüzünden, programın çok gerisinde kaldık. | Open Subtitles | بسبب كولونيلك وعناده نحن متأخرين عن الجدول الزمنى |
| Evet, 20 ya da bir düzine. Ne fark eder? derenin orada takılıp Kızılderilileri sayacak halim yoktu değil mi? | Open Subtitles | حسناً، إذا كانوا 20 أو دزينة، فلا يهم، لم أتمكن عدهم عندما كنت بالقرب من الجدول هل تعلم؟ |
| Maalesef programda değişikliği yapmaya vakit yoktu. | Open Subtitles | للأسف , لم يكن هناك وقت لتصحيح الجدول الزمني للبرنامج |
| Cinayetlerin tarihiyle Program çizelgesi çakışıyor. | Open Subtitles | تواريخ عمليات القتل تتزامن مع الجدول الزمني للبرنامج |
| Gidip birer kutu bira ısmarla. Bataklık cazibeni tekrar kullan. | Open Subtitles | اشتري لهم جولة جعة، واستخدم سحر المناطق النائية من الجدول. |
| Bu yaz katılacağı halka açık törenlerin... programını değiştirmeyi kesinlikle reddediyor. | Open Subtitles | يرفض التعديل علي أية حال الجدول الصيفي لظهورة العامي. |
| Bu dereyi, başka nehirleri ve gölleri zehirleyerek geçiminizi sağlıyorsunuz. | Open Subtitles | إنكم تجنون قوت يومكم بتسميمكم هذا الجدول وباقي الأنهار والبحيرات. |
| Aşağıda, mağara boyunca akan derede Mayıs Sinekleri kuluçkadan çıkıyorlar. | Open Subtitles | بالأسفل، تفقس ذبابة مايو من الجدول الذي يمرّ عبر الكهف. |
| Evet gelin. Bir masa ayarlarız. | Open Subtitles | نعم ، والمضي قدما ، وتأتي على ما يزيد ، سنعطيك الجدول. |
| Ancak! Hayat düzensizdir ve bazı şeyler dereye düşmeye meyledebilir. | Open Subtitles | ومع ذلك الحياة فوضوية والأشياء تميل إلى الوقوع في الجدول |
| Yavaşça ilerleyeceğiz, çünkü dereden olması gerekenden fazla ses çıkabilir. | Open Subtitles | سنسير ببطء حتى لانحرك قاع الجدول اكثر من اللازم. |