| Son baktığımda bu kasaba eyaletteki en düşük suç oranına sahipti. | Open Subtitles | هذه المقاطعة لديها أدنى معدل الجريمة في الولاية، آخر مرّة دقّقت. |
| Son polis istatistiklerine göre Quahog'da suç oranında gözle görülür bir artış mevcut. | Open Subtitles | آخر أحصائيات الشرطة قد كشفت أرتفاع كبير في الجريمة في كافة أنحاء كوهاغ |
| Mumbai yeraltı çetelerini bitirmediğimiz sürece bu şehir yabancı teröristlerden kurtulamaz. | Open Subtitles | مالم نقضي على الجريمة في مومباي وهذه العصابات المحلية ..لن تكون المدينة آمنة من الإرهابيين الأجانب |
| Çünkü Ashraf Mumbai yeraltı dünyasına gerçek korkuyu saldı. | Open Subtitles | بسبب الموقف القوي من قبل الضابط أشرف في وجه عالم الجريمة في مومباي أفراد العصابة أصابهم الخوف |
| Ajan White, sizinkilerin, Olay yerinin güvenliğini sağlamalarını istedi. | Open Subtitles | العميل الأبيض يريد رجالك هناك لتأمين موقع الجريمة في أقرب فرصة ممكنة |
| Cinayet silahı evinde bulunan, giysileri kurbanın kanıyla ıslanmış biri. | Open Subtitles | لدي سلاح الجريمة في حوزته لدي ملابسه عليها دم الضحية |
| Bir hafta içinde, insanlar bu yaptığımızın asil bir girişim veya bu ülkenin suçla savaşmasını değiştirecek bir şans olduğuna dair oy verecek. | Open Subtitles | بعد أسبوع من الآن سيصوت الناس على فيما إذا كان عملنا هنا لغرض نبيل أو أنها طريقة لتغيير كيفية مكافحة الجريمة في البلاد |
| Bugün Bosna'daki suç oranı İsveç'tekinden daha düşük. | TED | واليوم نسبة الجريمة في البوسنة هي أقل من تلك الموجودة في السويد |
| Britanya'da hapisten kısa cezalar sonucu çıkmış erkeklerin %63'ü bir yıl içerisinde yeniden suç işliyor. | TED | في بريطانيا، 63 في المئة من جميع الرجال الذين يأتون من اقامة قصيرة من السجن يعيدون الجريمة في غضون سنة |
| fakat ilginçtir ki, araç fiyatları aynı zamanda şehirdeki suç oranları ya da posta kodlarından oy verme alanları ile de bağlantılı. | TED | لكن المفاجأة كانت أن أسعار السيارات ترتبط أيضًا بعلاقة وثيقة مع معدلات الجريمة في المدن أو مع أنماط التصويت حسب الأحياء والضواحي |
| Onu Snake River, Idaho'daki suç mahalinde fotografladım. | TED | قمت بتصويره في مكان الجريمة في نهر سنيك في ولاية ايداهو. |
| Troy Webb burda Virginia'daki suç mahalinde görülüyor. | TED | تروي ويب تم تصويره هنا في مسرح الجريمة في ولاية فرجينيا. |
| yeraltı dünyası bir süredir karmaşa içinde. | Open Subtitles | عالم الجريمة في الفوضى لبَعْض الوقتِ. |
| O Mumbai yeraltı dünyasının büyüklerinden. | Open Subtitles | إنه إسم معروف في عالم الجريمة في مومباي |
| Reston'daki bu cinayetin bir yeraltı sosyal-psikoloji deneyinin bir parçası olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقد أن تلك الجريمة في "ريستون" هي جزءٌ من تجربة سريّة في علم النفس الإجتماعي. |
| Olay yerinden son model bir Chevy Caprice'le kaçmışlar. | Open Subtitles | لقد هربوا من مسرح الجريمة في سيارة كابريس قديمة |
| Bizim çalışanlarımızdan mı? Taşradaki Olay yerlerine bizimkiler bakmıyor. | Open Subtitles | مسارح الجريمة في الأطراف لا يتعامل معها رجالنا |
| Bir taksi Olay yerine yakın bir yerden onu Cinayet saatinde almış. | Open Subtitles | أقلهتها سيارة الأجرة بالقرب من مسرحة الجريمة في وقت ارتكاب الجريمة |
| Dördüncüsü: mahkemede Cinayet silahının aynı bıçak olduğunu söylediler. | Open Subtitles | رابعاً: ميّزوا سلاح الجريمة في المحكمة وقالوا أنه نفس السكين. |
| Ve vatandaşlarımıza şunu demek istiyorum Cinayet şehirdeki suçlara bir çözüm değildir. | Open Subtitles | وأريد أن أقول لمواطنينا القتل ليس حل الجريمة في هذه المدينة |
| Burası özgür bir ülke. Şu Cinayet hakkında. | Open Subtitles | إنه بشأن الجريمة في شركة ناكوموتو الليلة |
| Halbuki ancak dörtsaatsonra Dallas'ta onu bu suçla itham ettiler. | Open Subtitles | على الرغم من أنهم استغرقوا أكثر من أربع ساعات لتوجيه الاتهام له فى الجريمة في دالاس |