| Şu anda gruplar oluşuyor ama kimse acımasız, sarışın kızla arkadaş olmak istemiyor. | Open Subtitles | الأن الجماعات تتشكل ولا احد يريد ان يكون صديقاً مع الفتاة الشقراء الخجولة |
| Çevreci gruplar ve birkaç gelişmiş ülkenin protestoları devam ediyor. | Open Subtitles | الأحتجاجات مستمرة من قِبل الجماعات المحافظة على البيئة والدول النامية |
| Devlet dışı silahlı grupları anlamak devam eden çoğu çatışmalar için önemli çünkü savaş değişti. | TED | تَفهم الجماعات المسلحة غير الحكومية هو المفتاح لحل لمعظم النزاعات الحالية، وهذا لأن الحرب قد تغيرت. |
| Şiddet yanlısı aşırılıkçı kurumların teklif ettiği, diğer grupların etmediği şey ne? | TED | ما الذي تقدمه هذه المؤسسات المتطرفة العنيفة ولا تقدمه الجماعات الأخرى؟ |
| Sonuç olarak, bilinci bütün bir grup olarak, gezegenmiş gibi ele alan sorular sorabilirsiniz. | TED | أخيرًا، قد تسأل عن وعي الجماعات كلها، هذا الكوكب. |
| İten etkenler temel olarak sizi radikalleşme sürecine, şiddet yanlısı aşırı gruplara katılmaya açık hâle getiren şeylerdir. | TED | وعوامل الدفع هي ما تجعلكم عرضة للتحول إلى التطرف، والانضمام إلى الجماعات المتطرفة العنيفة. |
| Ve gruplar sıklıkla hemen terörist olarak adlandırılıyor. | TED | وكانت الجماعات في معظم الوقت توصف بكونها ارهابية. |
| Böylece toplumda potansiyel olarak düşman gruplar arasında silahlanma yarışına girilmesi dürtüsü ortadan kalkar. | TED | فهو يزيل الرغبة في التسلح بين الجماعات التي تحمل عداءاً محتملاً في مجتمعاتنا |
| Bu gruplar savaşmaktan daha fazlasını yapar. | TED | لذا هذه الجماعات تقوم بما يتجاوز إطلاق النار فقط. |
| gruplar farklı yerlere taşındıklarında, zamanla konuşma biçimleri birbirlerinden farklılaşır, tıpkı her şeyde olduğu gibi. | TED | حين تنتقل الجماعات إلى مناطق مختلفةٍ، تختلف طريقة كلامهم بمرور الزمن، كاختلاف كل شيءٍ يخصّهم. |
| Toplumsal dansla, gruplar arasındaki sınırlar bulanıklaştı. | TED | عن طريق الرقص الشعبي، تتلاشى الحدود بين الجماعات البشرية. |
| Bu göçebe gruplar sıklıkla savaşırlardı. | TED | هذه الجماعات البدوية غالباً ما حاربت بعضها البعض. |
| Halk olarak yanlış kavradıklarımızı ve yargıladığımız, farklı gördüğümüz grupları, iyice sorgulamamız gerekiyor. | TED | علينا أن نعيد النظر في مستوى سوء الفهم والحكم الذي نحمله كمجتمع عن الجماعات استنادًا إلى اختلافاتهم عنا. |
| Sözde katile en ufak bir benzerlik taşıyan her kesimden adam ortaya çıkana kadar kızgın yurttaş grupları tarafından sunulan ödüller arttı. | Open Subtitles | الجوائز المتزايدة من الجماعات المدنية الغاضبة زادت من التحفز حتى ان الرجال الذين يحملون اضعف تشابه بالقاتل المفترض |
| Yani aşırılıkçı grupların iyi olduğu şey; karmaşık, kafa karıştırıcı ve incelikli dünyayı basitleştirerek siyah ve beyaz, iyi ve kötü bir dünya hâline getirmek. | TED | لذا ما تبرع فيه الجماعات المتطرفة حقًا هو أخذ عالم معقد ومربك ومتباين، وتبسيطه إلى أبيض وأسود، خير وشر. |
| Her şovumuzda dini grupların protestosu olurdu. | Open Subtitles | لأنه كان علينا احتجاجات من الجماعات الدينية في كل عرض، |
| Bir grup veya kabile üyesine rastladığınızda onları farkedersiniz. | TED | يمكنك أن تقول اذا ذهبت الى أحد هذه الجماعات |
| Çevresel gruplar, tarihsel dernekler. Radikal, doğa koruyucu bir grup bile var. | Open Subtitles | الجماعات البيئية، المجتمعات التاريخيّة، هناك حتى مجموعة صيانة المباني الأصليّة |
| 11 Eylül'den bu yana FBI terorist gruplara giden finanssalları kesmeye çalışıyor. | Open Subtitles | حسنا، منذ أحداث 11 سبتمبر، حاول مكتب التحقيقات الفيديرالية حجز الأصول النقدية عن الجماعات الإرهابية |
| Hemen dışarı çıkıp bir Ku Klux Klan posteri alasım geldi. | Open Subtitles | اتعلمين من كلامها الكثير تجعلني ارغب في شراء قناع كوكوكلان قناع كوكوكلان : الذي كان يرتديه الجماعات العنصرية في امريكا |
| Bu sosyal medya çeteleri, bazen çıkar gruplarının desteğiyle basın merkezlerine hücum ediyorlar. | TED | هؤلاء الجماعات على التواصل الاجتماعي، أحيانًا يتغذون من خلال مجموعات المصالح، ينهمرون على غرف الأخبار في ضربة ساحقة. |
| Farklı klanlar kendilerini farklı yollarla işaretlerler. | Open Subtitles | الجماعات المختلفة تضع علامات لها بطرق مختلفة |
| Ama cihat veya terör örgütleri hakkında hiçbir şey yok. | Open Subtitles | و لكنهم لم يذكروا شىء عن الجهاد أو الجماعات الإرهابية. |
| Birleşik Krallık içinde faaliyet gösteren çeşitli terör gruplarına da satış yapıyor. | Open Subtitles | الآن هو يبيعها إلى مجموعة من الجماعات الإرهابية تعمل ضمن المملكة المتحدة |
| Bir sürü sıkı çetenin işini bitirmiş. Chigago da Frankie'yi temizlemiş. | Open Subtitles | لقد تسبب في الإيقاع بالعديد من الجماعات المسلحة أوقع بفرانكي في شيكاجو |