| Saat alarmı. duvarlar çok ince ve şovuma yoğunlaşmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | هذه الحيطان رقيقة جداً، وأنا أحتاج للعمل وللتركيز على معرضي |
| Biz yan odada kalıyoruz ve duvarlar ses geçiriyor. | Open Subtitles | اننا نسكن الغرفة المجاورة و الحيطان ليست كاتمة للصوت |
| Biz yan odada kalıyoruz ve duvarlar ses geçiriyor. | Open Subtitles | اننا نسكن الغرفة المجاورة و الحيطان ليست كاتمة للصوت |
| Bu duvarların içinde bekliyorlar. | Open Subtitles | انهم مثل اولئك الموجودين على طول هذه الحيطان |
| Oturma odasının yerleri ve duvarları amonyak fosfat ile kaplıymış. | Open Subtitles | الحيطان والأرضية في غرفة جلوسه غطّى بفوسفات الأمونيوم. |
| Bunu iki ay önce söylesem beni o kadar kötü tokatladın ki, duvarlar yıkılırdı. | Open Subtitles | هل قلت انة قبل شهرين أنت كُنْتَي ممكن تَصْفعُني صعب جداً ان الحيطان تتهتزُّ |
| 53'üncü bölgedeki duvarlar kanıyorlardı. | Open Subtitles | الحيطان في الدائرة الإنتخابيةِ الثالثة والخمسونِ كَانتْ تَنْزفُ. |
| Kendinizi sessiz odada hayal edin sakin, beyaz duvarlar tamamen sessizlik sadece kalp atışlarınızı duyuyorsunuz. | Open Subtitles | تصوروا أنفسكم في الغرفة الهادئة الحيطان البيضاء الناعمة الصمت الكلي |
| duvarlar ve sütunlar rölyefler ve figürlerle zengince süslenmişti ve ustalarının, | Open Subtitles | الحيطان والأعمدة زُيّنت بغزارة بالراحة والمجسمات الي لها اشكال رائعة |
| Senin suçun değil. Sadece duvarlar çok ince. | Open Subtitles | هذا ليس خطائك انه مجرد أن الحيطان هنا رقيقة جدا جدا |
| Eğer tabii duvarlar yürüyüp yer değiştirmedilerse. | Open Subtitles | على افتراض أن الحيطان ليس لها سيقان مورقة وتحركت في هذه الأثناء |
| duvarların üzerinde bir sürü yapış yapış şeyler var. | Open Subtitles | هناك الكثير من المخاط في جميع أنحاء الحيطان. |
| David, bu duvarların arkasında iş sarpa sarmaya başladı. Gidip görüntülemeliyiz. | Open Subtitles | ديفيد, أشياء تعيسة ستحدث في الخارج من وراء هذه الحيطان, يجب أن نأَمّن أنفسنا |
| Bu duvarların arasında bir daha asla kendi başına böyle harekete geçmeyeceksin. | Open Subtitles | لا تفعل مثل هذا التصرق بنفسك مرة أخى داخل هذه الحيطان |
| Kaya fırlatarak insanları ve kocaman duvarları toza çevirebilir. | Open Subtitles | يمكنها قذف صخور ضخمة وتحويل الحيطان إلى تراب |
| Eğer duvarları bu tahtalarla güçlendirirsek, kesinlikle fırtınadan korunucaktır,değil mi? | Open Subtitles | إذا عززنا الحيطان بهذا النوع من الخشب، في حينها سيكون الدكان آمن من العاصفة بالتأكيد، حسنًا؟ |
| Bu taş duvarları yıkmak için iyi bir ateş gerek. | Open Subtitles | ما هي النار الصغيرة بجوار هذه الحيطان الحجرية ؟ |
| Bu salak duvarlardan gelen bütün sesleri duyabiliyorsun. | Open Subtitles | يمكنكِ أن تسمعي كل شيء خلال هذه الحيطان الغبية. |
| Çünkü korktu, incindi ve kendini 4 duvar arasına kapatıyor. | Open Subtitles | لأنها مجروحة وهي خائفة وتختفي وراء الحيطان. |
| Alt katta oturanlar bile duvara vurmaya başladılar. | Open Subtitles | الناس في الطابق الأسفل بدأ بالضرب على الحيطان |
| Yatağa tırmanmıştı ve duvarı elleriyle yırtmaya çalışıyordu. | Open Subtitles | صعدت على السرير وحاولت تمزيق الحيطان بأيديها. |
| Biz de beyaz kağıt yapıştırmaya karar verdik. Duvarlara beyaz kağıt... | TED | لذلك قررنا ان نلصق البياض, البياض على الحيطان. |
| O duvarlarda yaşadığım yılları görebilirsin. | Open Subtitles | تستطيعين ان تقرأى سنوات حياتى فى هذه الحيطان |