| tekne balık sürülerini çevirirken, filika ağın bir ucunu tutuyor. | Open Subtitles | الزورق البخاري يمسك بنهاية الشبكة بينما القارب يطوّق قطعان التونة |
| -O ağaçla kano yapacağız ve sonra gidip küllerini dökeceğiz. | Open Subtitles | كنت سأصنع ذلك الزورق معك 266 00: 09: 08,103 |
| Göğe geri dönmeye çalışırken büyük bir fırtına kopar ve Kanoyu alabora eder. | Open Subtitles | في الوقت الذي حاولوا فيه العودة إلى الجِنان، عصفت ريحٌ عظيمة وقلبت الزورق. |
| tekneyi bulan kişiye 21 Şilin değerin altın. | Open Subtitles | نفس التسعيره القديمه جنيه اضافى للولد الذى يعثر على الزورق. |
| Evet, bu özel gemi bir süre sular altında kaldı. | Open Subtitles | حسناً ، هذا الزورق كان تحت المياه وقتاً ما |
| evet, ben de tam botu hazır hale getiriyordum. Ah! | Open Subtitles | نعم ، فكرت في تعبئة الزورق كم هو أمر حكيم |
| Eğer malzemeler patlarsa... o zaman tekneye güle güle derim! | Open Subtitles | وإذا ما تعرضت للإنفجار فعلى الزورق السلام |
| Fokla işini bitiren balinalar dikkatlerini Bota veriyor. | Open Subtitles | ،وقد عالجوا أمر الفقمة تُعير الحيتان انتباهها إلى الزورق الصغير |
| Gemiyi kaçırdı ve arkadaşlarını rehin aldı. | Open Subtitles | خطف الزورق وأخذ أصدقائك كرهائن |
| Bir tekne kancası buldum ve sadık duct tape ile kancayı destek olarak küreklere yapıştırdım. | TED | و فعلاً وجدت خطاف الزورق و شريط اللحام المتين و قمت بشق خطاف الزورق و إستخدامه كدعامه لألواح التجديف |
| Israrcılığımı bağışlayın, fakat tekne bekliyor. | Open Subtitles | اعذرني على الحاحي لكن الزورق البخاري ينتظر |
| Kapatmam lazım. Annemin elinde bir kano var. | Open Subtitles | أنا حصلت على الذهاب، والدتي لديها الزورق. |
| Belki bu hafta sonu göle gideriz diye düşünüyordum. Biraz kano yaparız. Küçükken yaptığımız gibi. | Open Subtitles | كنت أفكر في الذهاب ربما إلى البحيرة في نهاية هذا الأسبوع وركوب الزورق |
| Kanoyu sağlama al. Tabloya göre su bu gece yükselecek. | Open Subtitles | أمن الزورق فطبقا لمخططاتى الماء سيبلغ الذروة هذا المساء |
| Elimizde birkaç oyuncağımız var. Kanoyu sabit tutmak için uzun bir sopamız var. | Open Subtitles | لدينا بعض الأدوات السرية، إنها عصاً كبيرة لتُعيننا في تثبيت الزورق |
| Sahile gitmeliyiz. tekneyi tamir ettirmeliyim. Ama beş parasızın tekiyim. | Open Subtitles | و نعيش بجوار الشاطئ و أصلح الزورق لكني مفلس |
| Nasıl bir ağabey olduğumu. Ve o gemi battığında o kişi de öldü. | Open Subtitles | الأخ الذي كنتُه، وكيف أنّه على الأرجح مات مع غرق ذلك الزورق. |
| Ve de bir kılıf. Bir hız botu kullanamayız. | Open Subtitles | وتموية ما لا يمكننا استخدام الزورق السريع |
| Bu tekneye el koyabiliriz çünkü biz askeriz. | Open Subtitles | دعينا نحاول الاستيلاء علي هذا الزورق اننا احد أفراد الحكومة الامريكية |
| Fakat o Bota vurdu ve sola kaçırdı, sonra pat! Benim omuz da çıktı! | Open Subtitles | لكنه شغل الزورق و إنعطف إلى اليسار كالسوط و من ثم خلعت كتفي |
| Gemiyi inşa etmek, batıya açılmak. | Open Subtitles | لبناء الزورق و للإبحار نحو الغرب. |
| - Tüm motorlar dursun! Kayığı ayırın. - Peki efendim. | Open Subtitles | جميع المحركات تتوقف , إخرج الزورق الصغير نعم يا سيدى |
| Bon Bon un kuşları bot boyunca uçmaya ikna etmesi gerekiyor. | Open Subtitles | يجب على بون بون اقناعهم للطيران جنبا إلى جنب مع الزورق. |
| Yarım gemiye bindirmem gerek. | Open Subtitles | يجب ان أخذها غدا على متن الزورق |
| Sandala binip, yata gidip daha çok mermi alacağız. | Open Subtitles | علينا أن نعود الى الزورق ثم نذهب الى القارب ونحضر المزيد من الرصاصات |
| Karanlık olmasını bekleyeceğiz, seni kanoya bindireceğiz... ve buradan uzaklaşacağız. | Open Subtitles | سننتظر حلول الظلام , ونضعك في قاع الزورق و سنتسلل من هنا |
| Aslında, kanonun gövdesi geminin rahmi. | TED | بينما في الحقيقة .. ان بدن الزورق هو رحم الزورق |