| Ona bir Kuduz testi yaptırmalısın. | Open Subtitles | الرجل هذا تترك ان يجب السعار داء من يتحقق |
| Kuduz sadece sıcakkanlı hayvanlara gelir. | Open Subtitles | فقط يحدث السعار داء الحار الدم ذات الحيوانات فى |
| Kuduz, kas kasılmalarına, kırıklığa, endişeye ve uyanık kalmaya yol açabilir. | Open Subtitles | قد يسبب السعار تشنج بالعضلات توعك، توتر و أرق |
| 1900'lülerin başında, bir İtalyan tıp dergisi rahim kanseri olan bir kadının kendine zayıf tip Kuduz virüsü enjekte ettiğini yazmıştı. | Open Subtitles | بأوائل القرن العشرين، نشرت جريدة إيطالية طبية مقالاً عن إمرأة بسرطان الرحم حقنت بكميات بسيطة من السعار |
| Ve daha eskilerden Kuduz ile ilgili birkaç yazı daha var. | Open Subtitles | وهناك عدة تعليقات عن السعار تعود إلى حد كبير أتعلم؟ |
| Bunu durdurmak, Kuduz virüsünün hastaları öldürme yollarından biridir. | Open Subtitles | ,و إطفاءه هي طريقة من الطرق التي يدمر فيها السعار ضحاياه |
| Ne yazık ki ileri safha bir Kuduz. | Open Subtitles | لسوء الحظ, فهي ,مرحلة متأخرة من السعار |
| "Kuduz virüsleri, sinirlerin aşırı uyarımıyla öldürülebilirler." | Open Subtitles | يمكن القضاء على السعار" "بإثارة الخلايا العصبية فوق العادة |
| Ve bugün Denny'yi fare ısırdı. Kuduz aşısı yaptırmak zorunda kaldık. | Open Subtitles | واليوم قام فأر بعض (ديني)، واضطررنا لحقنه بدواء السعار |
| - Yani Kuduz tedavisi oldun. | Open Subtitles | عولجت من السعار إذن |
| - Belki de başka Kuduz hayvanlardır. | Open Subtitles | ربما هي نفس الحالة مع الحيوانات وداء السعار (حسن. |
| Belki de Dyson ona Kuduz bulaştırır. | Open Subtitles | ربما سوف يعطيها السعار |
| Kuduz gibi bir şey. | Open Subtitles | إذاً هو نوع من السعار |
| Sıtma olsun, sarı humma olsun, Kuduz olsun. | Open Subtitles | "الملاريا" "الحمى الصفراء" " السعار" |
| Kuduz olmuş taklidi yapmayacağım. | Open Subtitles | "لن أتظاهر بداء السعار." |
| Kuduz. | Open Subtitles | السعار |
| - Kuduz olacağız! - Çekil tepemden be! | Open Subtitles | -سنصاب بـ(السعار ) |