| Bu manzarayı hep sevdim. Su üzerindeki güneş ışığını.. | Open Subtitles | لقد أحببت المنظر دائماً شروق الشمس على المياه |
| Kızıl kum üzerindeki güneş çok güzeldir. | Open Subtitles | الشمس على التراب الأحمر جميلة. |
| Catherine şu an okulda. Çayırların üzerindeki güneş ne kadar ılık. | Open Subtitles | * الشمس على المَرْجِ دافئُ صيفيُ * |
| Bu, Dünya'da Güneş'in parlaması ve fotosentezi mümkün kılarak ekosistemi devam ettirmesi gibi. | TED | هذا شبيه بإشعاع الشمس على الأرض محفزة التركيب الضوئي، ومحفزة النظام البيئي. |
| Maymun Dağı'nın üstüne güneş doğunca | Open Subtitles | عند بزوغ الشمس على جبلِ القردِ |
| Gök düzlüğünde dünya ekvatorunun güneşin yoluna olan eğimi. | Open Subtitles | إنه ميل خط استواء الأرض لأشعة الشمس على مستوى الجرم السماوي |
| Güneş doğmak üzere, bu deneyi bir kez daha yapma şansı bulamayabiliriz. | Open Subtitles | , أوشكت الشمس على الشروق قد لا نحظى بفرصة , للقيام بهذهِ التجربة ثانية عليّ أن أفعلها |
| Bu, Güneş'in değişimlerinin iklim üzerindeki etkisinin genel olarak fosil yakıt yakmaktan kaynaklanarak artan sera gazları tarafından bastırıldığını gösteriyor. | TED | هذا يظهر أن تأثير اختلافات الشمس على المناخ تطغى عليه غازات الاحتباس الحراري المتزايدة، القادمة أساسا من إحراق الوقود الأحفوري. |
| Bu loş Güneş'in zayıf ışığıyla güneşlenen Dünya donma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. | Open Subtitles | بشمسٍ أقل حرارة صارت أشعة الشمس على الكوكب أضعف، كان كوكب الأرض يتعرض فعلاً لخطر التجمد. |
| Kardeşinin üstüne Güneş'in doğmasını istemiyorsun demek. | Open Subtitles | لا تود أن ترى شروق الشمس على أخيك |
| "İnsan talihsizliklerinin üstüne güneş vurana dek". | Open Subtitles | "حتى تشرق الشمس على مصائب البشر". |
| Gök düzlüğünde dünya ekvatorunun güneşin yoluna olan eğimi. | Open Subtitles | إنه ميل خط استواء الأرض لأشعة الشمس على مستوى الجرم السماوي |
| Güneş doğmak üzere, bu deneyi tekrar yapamayabiliriz. | Open Subtitles | , أوشكت الشمس على الشروق قد لا نحظى بفرصة |
| Güneş doğmak üzere, bir başka deyişle gidiyoruz. | Open Subtitles | الشمس على سبيل الشروق هذا يعني اننا انتهينا |