| Ama er ya da geç, bu tabağı kim alacak diye birbirinize bağıracaksınız. | Open Subtitles | لكن لتعرفا أنه عاجلاً أو آجلاً، ستتشاجران بشأن من صاحب ملكية هذا الصحن |
| Aman tanrım. İkinci bile olsam orada yine de tabağı yalardım... | Open Subtitles | أوه, يا إلهي, سأطلب واحدة أخرى و ما زلت تلعق الصحن |
| Bu 8 dolarlık tabak için mahkemede avukatlara bin dolara vereceksiniz. | Open Subtitles | هذا الصحن ذو الـ8 دولارات سيكلفكما ألف دولار في المكالمات والقضايا |
| Lütfen önce yemeğinizi ısıtıp, yeyin. Büyük tabak Shigehiko için. | Open Subtitles | من فضلك سخن عشاءك ان الصحن الأكبر من اجل شيجيهيكو |
| Eğer kaseyi iade ederek bunu ispatlayabileceğini düşünüyorsa | Open Subtitles | و إذا ظنت أنها يمكنها أن تحرجني بإعادة الصحن |
| Bıçakların ağızlarının tabağa doğru baktığından da emin olun. | TED | لاحظ، أيضاً، أن شفرات السكين كليهما تشير بإتجاه الصحن. |
| Beni dinle. Hala geri dönüp çanağı almak için yeterli vakit var. | Open Subtitles | إصغى لى , لازال يوجد لدينا وقتا مضاعف للعودة والإستيلاء علي الصحن |
| Önüne koydukları yemek dolu tabağın altına bakmak istiyorsun ama... buna gerek yok. | Open Subtitles | تريد أن تنظر تحت الصحن الذى وضعوا الطعام عليه. ليس هناك حاجة لذلك. |
| Bob, sence tüm tabağı elinden alsam daha iyi olmaz mı? | Open Subtitles | بوب، ألا تعتقد بأنه من الأفضل إذا أخذت الصحن بالكامل منها |
| Ama tabağı o kadar doldurmuşlar ki, seçme şansım yoktu. | Open Subtitles | و لذلك لم يكن لي الخيار فقد ملؤوا ذلك الصحن عن آخره |
| Ben tüm tabağı yedim. Çerez zannetmiştim onları. | Open Subtitles | أكلت الصحن بأكمله، لم أعرف أنه ثوم حسبت أنه فستق |
| Tamam! Son oyununda fincan tabağı kartın olduğunu varsayıyorum. | Open Subtitles | أظن ورقة ''الصحن الطائر'' ظهرت في اللعبة الأخير؟ |
| hey şuna bak. Tadımlık peynirlerin üstüne öksürürsen tüm tabağı sana veriyorlar. | Open Subtitles | أنظر ، إذا سعلت على عينات الجبن سيعطونك الصحن كله |
| Bu tabak ne zamandır burada, ...somon, salmonella bakterisine dönüşmeye başladı. | Open Subtitles | هذا الصحن موجود هُنا منذ وقت طويل السلمون تحول إلى سالمونيلا. |
| bu tabak vanilya havyariyla limon sifonundan olusuyor. | Open Subtitles | هذا الصحن عبارة عن شرائح ليمون حريرى وكافيار الفانيلا |
| Lütfen y emeğini bitir. Büyük tabak Shigehiko için. | Open Subtitles | من فضلك سخن عشاءك ان الصحن الأكبر من اجل شيجيهيكو |
| Bu kaseyi geri vererek ne kadar nazik bir insan olduğunu gösterdin ama... | Open Subtitles | أردت أن أمر بك و أخبرك بمدى لطف إعادتك الصحن إلي |
| Otomatik besin iticili dönen tabağa dikkatinizi çekerim. | Open Subtitles | يلاحظ الصحن الدائري مع موزّع دفع الغذاء الآلي |
| Efendim, siz bana zehirli yemeğin, yeni tabakta olacağını söylediniz. | Open Subtitles | سيدي , لقد أخبرتني بأن الطعام المسمم سيكون في الصحن المعدني الجديد |
| kase dünyasına uğradım. 9 dolarmış. Ama bu gerçek kase değil ki? | Open Subtitles | مررت بمحل، هو بـ 9 دولارات فقط حقاً، ولكنه ليس الصحن الحقيقي |
| Ellerini çekmezsen o Tabaktan çok fena olacak. | Open Subtitles | إن رأيتك تضع يدك بهذا الصحن مرة اخرى ، سأطعنك بهذه السكينة ، واضح ؟ |
| Bu demek oluyor ki roketlerin çevresinde üç tane tost makinesi var çanak yanında da iki tane. | Open Subtitles | لذا يوجد ثلاثة بالقرب من القاذفة , وإثنين عند الصحن |
| -Sen topu Kaleye kadar atamadığın için vuramıyorum | Open Subtitles | السبب الوحيد لعدم ضربى أنك لاتحصل على هذا الصحن |
| Uydu antenini şuraya kurun. Saat 16:00'dan önce hazır olmalıyız. | Open Subtitles | ضعوا الصحن اللاقط هناك أريده أن يكون جاهزاً, عند الرابعة بعد الظهر |
| Ama bak, bunların bize düğünde hediye ettikleri seramik kâseyi satmadım. | Open Subtitles | هيي , أنا لم أبع الصحن السيراميكي الذي أعطونا إياه كهدية لزواجنا |
| Tepsiyi şuradaki masanın üzerine bırakabilir misin? | Open Subtitles | هل يمكنك وضع الصحن على المنضدة هناك ؟ |
| Aslında, ederim. Çanağın orada ayak izleri bulduk. | Open Subtitles | في الحقيقة، أستطيع عثرنا على آثار حذاء بالقرب من الصحن |