| Bir şekilde eski, paslı ve bozuk traktör canlanıp dün gece onu ezdi. | Open Subtitles | بطريقةٍ ما، يبدو أن جرّاره العتيق التالف الصدئ عاد للحياة ودهسه ليلة أمس |
| Bir başka deyişle yerde paslı tuğlaları damıtmak gibi | Open Subtitles | إنها تبدو و كأن أحداً قد أسقط حِملاً من الطوب الصدئ على الأرض. |
| paslı bir kompressörden pompalanan havayı iğreti hortumlarla soluyorlar. | Open Subtitles | يتنفسون الهواء الذي يُضخُّ خلال هذه الانابيب المؤقتة عن طريق هذا الضاغط الصدئ. |
| paslı Kasırga'ya binmek ister misin? | Open Subtitles | هييـ، أتريد ركوب ذلك الإعصار الصدئ القديم ؟ |
| Özel Ajan Rusty Clark'ın da söylediği gibi, | Open Subtitles | كوكيل خاصّ كلارك الصدئ يَقُولُ، |
| İzninizle Müdür Bey, eski paslı kilidinizi... yeni bir kilitle değiştireceğim. | Open Subtitles | بعد إذنك حضرة المدير سأقوم باستبدال قفلك الصدئ القديم بقفل مركبّ جديد, من النوع الذي لا يمكن فتحه إلا بمسدس ماغنوم عيار 357 |
| paslı bagaj kapağına yuh çekin. | Open Subtitles | مرحى مرحى لمقبض هذا الباب الصدئ |
| Mükemmel. Sizin paslı kılıçla işler nasıl gidiyor? | Open Subtitles | ممتاز , كيف تسير امورك مع السيف الصدئ ؟ |
| Bu adamın paslı mezarını incelemek. | Open Subtitles | هو أن نقوم بفحص القبر الصدئ لهذا الرجل |
| Genelde paslı para almayız. | Open Subtitles | لا نقبل عادةً بالمال الصدئ |
| Bir paslı metalik koku. | Open Subtitles | رائحة المعدن الصدئ |
| Şu paslı şey, onu yakmalısın. | Open Subtitles | و هذا الشئ الصدئ عليك حرقه |
| Hey, daha önce paslı Dağ hakkında bir şey söylemiştin? | Open Subtitles | قُلتَ شيئا حول (الجبل الأحمرِ الصدئ) في وقت سابق؟ |
| paslı Dağlısın... | Open Subtitles | (الجبل الأحمر الصدئ) |
| Buna acı yoksa, başarı da yok denir Rusty. | Open Subtitles | إنّه يُدعى ألم ومكسب، أيّها الصدئ. |
| Rusty ona doğru,kamyonun arkasına doğru yürüdü. | Open Subtitles | وبعد ذلك صدئ... الصدئ المُداس على إليه، |