| Kablolar kasırgaya bile dayanabilir ama yine de kopup düşmüş. Hiçbir fikrimiz yok. | Open Subtitles | يمكن للكابل الصمود أمام الأعاصير و إلى الأن ليس لدينا فكره كيف سقط. |
| Korkak olduğumu düşünme. Elimden geldiğince dayanmaya çalıştım | Open Subtitles | لاتعتقد أنني جبان، لقد حاولت الصمود بقدر إستطاعتي |
| Kimin ayakta kaldığını göreceğimiz bir savaş olacak. | Open Subtitles | ستكون هذه المعركة لرؤية من يستطيع الصمود |
| Sonuna kadar dayanmak istiyorsan biraz ağır gitmelisin. | Open Subtitles | من الأفضل أن تنتبه لنفسك إذا أردت الصمود |
| Yemeden kimse dayanamaz. Laura dahil. | Open Subtitles | لن نستطيع الصمود بدون طعام و هذا يتضمن لورا |
| Daha fazla dayanamam. Ne yapacağını biliyorsun. | Open Subtitles | استطيع فقط الصمود لمدة قصيرة أنت تعلمي ما يجب أن تفعليه |
| En fazla 10 dakika daha dayanabiliriz. | Open Subtitles | إذا استمرّ الحال على هذا النحو لا يمكننا الصمود لأكثر من دقائق |
| uçağımız çok ağırsa, pilot enerji harcarsa, gece boyu dayanamayız. | TED | فإذا كانت طائرتنا ثقيلةٌ جداً فإن الطيار سيهدر الكثير من الوقود ولن يستطيع الصمود امام الليل |
| Pil ne kadar güçlüyse o kadar büyük yüke dayanabilir. | Open Subtitles | البطاريات الأقوي هي الاكبر التي تسطيع الصمود مع التيارات القوية. |
| Aramızdan kim dayanabilir ki aşkın gerektirdiği vahşi acılara? | Open Subtitles | من بيننا يستطيع الصمود بوجه الألم الجامح لمتطلَبات الحب؟ |
| Yine de Antikloraks, Romalı birlikler karşısında sonsuza dek dayanabilir miyiz diye merak ediyorum. | Open Subtitles | كله مثل بعضه أستغرب أنه إذا كنا قادرين على الصمود في مواجهة جيش الرومان الجرار إلى الأبد |
| Pekâlâ, madem bunu istiyorsun, sonuna kadar dayanmaya çalış. | Open Subtitles | حسناً ، حيث أن هذا ما تريده فحاول الصمود حتى النهاية |
| Ben çemberin dışına çıkarmaya çalışacağım, sen de beş saniye dayanmaya çalışacaksın. | Open Subtitles | سأحاول إخراجك مِن الدائرة وأنت ستحاول الصمود لأكثر مِنْ 5 ثوان |
| Açık dezavantajımıza rağmen, ayakta kalmayı başardık, hatta onlara karşı bir iki zafer bile kazandık. | Open Subtitles | على الرغم من عد التكافئ الواضح إلا أننا تمكنا من الصمود بأنفسنا ربما حتى تمكنا من إسقاط او خدش أحدهم |
| Tüm yapmanız gereken, düşmeden 1 mil dayanmak. | Open Subtitles | كل ما عليكما فعله هو الصمود لمسافة ميل واحد دون أن تسقطا |
| Dört ya da beş gün, daha fazla dayanamaz. | Open Subtitles | ربما يستطيع الصمود أربعه , ربما خمسة أيام ليس لوقت أطول |
| Cephanaye ihtiyacım var! Bu şekilde daha fazla dayanamam! | Open Subtitles | أحتاج لأمدادات لن أستطيع الصمود أكثر من هذا |
| Bir süre daha dayanabiliriz ama hiçbir şey bu canavarları durdurmaz. | Open Subtitles | ربما أمكننا الصمود لبعض الوقت ، لكن لايوجدشئ سيمنعهممنالدخولفيالنهاية. |
| Ancak sade %20 kapasite ile. Buna daha fazla dayanamayız. | Open Subtitles | أجل، لكنها بكفاءة 20% فقط لا يمكننا الصمود لوقت طويل |
| * Bebeğim, artık dayanamayacağım * | Open Subtitles | لا يمكنني الصمود أكثر يا عزيزي |
| Çabuk. 12. kattan düşmeye karşı koyabilen insanın üç kemiğinin adı... | Open Subtitles | بسرعة سمي 3 عظام بشرية يمكنها الصمود من سقوط 12 طابق |
| Amerikalılar en azından 6 ay dayanıp takviye kuvvetlerin gelmesini tasavvur etmişti. | Open Subtitles | الخطه الأمريكيه كانت تعتمد على الصمود هناك حوالى ستة أشهر حتى تصل الأمدادات |
| Sana bir gün daha ihtiyacım var demiştim, ama çişimi o kadar tutamıyorum. | Open Subtitles | أعرف أنني قد قلت لك أنني أريدك ليومٍ واحد لكنن حتى أنا لا يمكنني الصمود كل هذه المدة |
| Ama zihinsel açıdan daha fazla dayanamazlar. | Open Subtitles | بخير ، لكنهم لا يستطيعون الصمود أكثر من الناحية العقلية |
| Böyle bir toplum çılgınlık olur, kimse hayatta kalamaz, sorunlarıyla başa çıkamaz. | TED | ومجتمع كهذا سيكون مجنوناً لن يتمكن من الصمود أو من مواجهة مشاكله. |