| Ve bu çok ufak enerji paketini sonradan kullanarak hayati işlevlerini sürdürüyorlar. | TED | وذلك القدر الضئيل من الطاقة هو ماتستخدمه ، بعد ذلك ، للإستمرار في دورة حياتها. |
| İstediğim ufak miktarı ödemek için çok az ilgilendiler. | Open Subtitles | قدركم بأقل بكثير من المبلغ الضئيل الذي طلبته |
| Bu devasa rekabet, minik Mısır akbabası için fazla tehlikeli. | TED | بالنسبة للنسر المِصري الضئيل فهي مُنَافسة مُروعة محفوفة بالمخاطر. |
| Elveda güzel bayan ve minik adam. | Open Subtitles | الوداع أيتها السيّدة الجميلة وأيها الرجل الضئيل. |
| Büyük daha büyük, Küçük daha Küçük ve acayip daha acayip oldu. | TED | وعندما أصبح الضخم أكثر ضخامة، الضئيل أصبح أكثر ضآلة والغريب أكثر غرابة. |
| Hey, ufaklık, ön camını da temizleyecek misin? | Open Subtitles | أيها الضئيل هل ستقوم بتنظيف زجاجة الأمامى؟ |
| Bunlar bücür olan ve ağzında misket olan o iki şapşal. | Open Subtitles | إنهما الأحمقان . الضئيل والآخر الذي يضع رخاما في فمه |
| - Selam dostum. - N'aber Tic Tac? | Open Subtitles | مرحباً يارجل - كيف حالك أيها الضئيل - |
| En ufak bir teşhiri bile göze alamayız artık. | Open Subtitles | لا يمكننا المخاطرة حتى بالإنكشاف الضئيل. |
| Rahatlamak için birşey ister misin? Üzgün olduğumdan emin olabilirsin. Bana ufak tefek kısa bir şey verdin. | Open Subtitles | بالطبع غاضب , أعطيتني ذلك الشيء الضئيل القصير الصغير |
| Bir Baş Müfettiş ve o ufak tefek, garip Fransız dedektif. | Open Subtitles | رئيس المفتشين، وذلك المحقق الفرنسي الغريب الضئيل |
| Bilye denizindeki minik düzensizlikler yer çekimine içine dişlerini geçirebileceği bir şey vermiştir. | Open Subtitles | هذا الشذوذ الضئيل فى بحر الكرات هذا . أعطى الجاذبية شيئا تغرس أسنانها فيه |
| Bu senin minik aklın için çok fazla. | Open Subtitles | هذا كثير جداً على عقلك الضئيل 885 01: 00: 02,599 |
| Biz de Portekiz'de devasa bir taş ocağında bu minik oluğu bulduk, bu güzel taşla birlikte ve sahibi bunu, doğru projeyi bekleyerek, yedi nesilden beri bekletiyordu, eğer buna inanabilirseniz. | TED | فوجدنا هذا العرق الضئيل في منجم ضخم بالبرتغال مع هذا الحجر الجميل، الذي احتفظ به صاحبه طيلة سبعة أجيال من عائلته في انتظار المشروع المثالي، إن استطعت تصديق هذا. |
| Ve sen... Bu Küçük gezegenin bu Küçük şehrinin bu Küçük köyünde oturmuş, | Open Subtitles | وأنت وأنت جالس في هذا العالم الصغير في هذا المكان الضئيل وهذا الشارع |
| Doktoru böyle Küçük doğmasının sadece iki açıklaması olacağını söyledi. | TED | قال طبيب الأطفال هناك تفسيران محتملان فقط لوزنها الضئيل. |
| Ama Küçük ağırlığına rağmen, her yıl bu gezegen üzerinde yaşayan insanların ağırlığına eşit miktarda atmosfere yayılır. | TED | ولكن بالرغم من حجمها الضئيل فإن كمية كافية منها تنبعث إلى الجو سنويا بمقدار يوازي وزن الناس في العالم كله. |
| Bir yerin incinmeden ikilemeye ne dersin ufaklık? | Open Subtitles | لما لا ترحل أيها الضئيل قل أن تؤذي نفسك؟ |
| "Seni hiçbir zaman bırakmayacağım, ufaklık" derse, sen de benim gibi bir saftiriksin. | Open Subtitles | "لن أتخلى عنك قطّ، أيها الرجل الضئيل" فأنت مثلى، أبله |
| Bir de ok ve yaylı ufaklık var ya, hani şu Eros duyduğuma göre çift taraflı çalışırmış. | Open Subtitles | و بالنسبة لذلك الفتى الضئيل الحاملللقوسوالسهم،إله الحب... سمعت أنه جرب الطريقتين ... |
| O bücür adam bana tuzak mı kurdu yani? | Open Subtitles | هل تقولين أن ذاك الرجل الضئيل اللعين أوقع بي ؟ |
| Helal sana Tic Tac! | Open Subtitles | مرحى، أيها الضئيل |
| Ama asıl acı o cılız, küçücük penisi beni tatmin ediyormuş gibi davranmaktı. | Open Subtitles | لقد كانت معاناة الإدعاء , بأن قضيبه الضئيل أرضاني |
| Ama bu küçücük fark bile büyük bir değişiklik yapabilir. | Open Subtitles | ولكن حتى هذا القدر الضئيل من الطاقة يُحدِث فرقا |