| Yüzükler, öteberi, Güzel giysiler lazım, | Open Subtitles | سيكون لدينا الخواتم ، والأشياء ، وتعدد الغرامة ، |
| Doğru, Güzel. | Open Subtitles | الحقّ. الغرامة. |
| Bu cezayı sokaklara dönmeden nasıl ödeyebilirsiniz ki? | TED | كيف تدفع الغرامة بدون العودة إلى الشوارع؟ |
| Ve hapsedilme ve para cezası ile karşı karşıya çünkü o düşündüklerini söylemeyi tercih etti. | Open Subtitles | و إنه يواجه الغرامة و السجن لأنه قد اختار أن يتحدث بالشئ الذى يفكر فيه |
| Bütün burada çalıştığını söyledin Bu nedenle ceza sana ait. | Open Subtitles | انت ادعيت انك عملت هنا طوال اليوم ولذلك الغرامة لك |
| Pekâlâ, bunu sabah konuşuruz, tamam mı? | Open Subtitles | الغرامة. دعنا نَتحدّثُ عنه في الصباحِ. |
| Sanırım iyiyim. | Open Subtitles | الغرامة , l تخمين. |
| Para cezasını ve rüşveti ödedikten sonra 1 ay içerisinde ailem serbest bırakıldı. | TED | وبعد أن دفعت الغرامة والرشوة، تم إطلاق سراح عائلتي بعد شهر، |
| Biliyor musun, çok Güzel. | Open Subtitles | تَعْرفُ ما؟ الغرامة. |
| Güzel, Bijlee'ye sorayım. | Open Subtitles | الغرامة ,يَسْألُ بيجلي. |
| Güzel. | Open Subtitles | الغرامة. |
| Biletim olmadığı için cezayı ödemek için çantamı açtığımda gördüm. | Open Subtitles | وجدتها اثناء بحثي عن المال لدفع الغرامة لأنني لم املك تذكرة |
| Buraya girebilmenizin tek yolu cezayı ödeyip bana makbuzu getirmeniz karşılığında olabilir. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة التي ستجعلك تدخل هناك هي أن تدفع الغرامة وتُحضر لي الإيصال |
| cezayı ödeyip arabayı almak için size geliyorduk. | Open Subtitles | كنا سنأتي لمقابلتك لدفع الغرامة و نستعيد السيارة |
| Bir Çinli öldürmenin cezası kaç para, biliyor musunuz? | Open Subtitles | أنت يا سيدي، تعرف ماهي الغرامة التي تفرض إذا قتلت رجل صيني؟ |
| Bunun için beni suçlayacaklar. Acaba cezası ne olacak? | Open Subtitles | أراهن أنهم سيضعون اللوم علي فى هذا أتساءل ماذا ستكون الغرامة ؟ |
| Ya soba borusu nizamnamesine uy... ya da ceza yazılmasına hazır ol. | Open Subtitles | لذا إما أن تصلح مخالفة مدخنتك تلك أو عليك الاستعداد لدفع الغرامة |
| Özünde ceza kesiyoruz çünkü hep yapıyorduk. | TED | نحن نفرض الغرامة في الأساس لأنه فرضت علينا الغرامات دومًا. |
| Pekâlâ, tamam. | Open Subtitles | حَسَناً. الغرامة. |
| Yok yok iyiyim. | Open Subtitles | لا، أنا بخير. فقط... الغرامة. |
| cezasını ödemek istiyorum. Onu bana gönderin. | Open Subtitles | سأتكفّل بدفع الغرامة الماديّة عنه دعه يحضر إليّ |
| Perşembe günü mahkemeye gider, Cezanı ödersin. | Open Subtitles | إذهب إلى المحكمة يوم الخميس و ادفع الغرامة |
| Bu yüzden anlaşmayı imzaladım, cezamı aldım ve kefaleti yolladım. | Open Subtitles | لذلك وقعت اتفاقا بقبولى الاتهام ودفع الغرامة |