| Ben de Fişi takmak için arkaya gittim, arka kapak düştü ve-ve işte oradaydı. | Open Subtitles | فعندما ذهبت لأضع القابس الكهربائي سقط الجانب الخلفي ورأيتها |
| Fişi çekmemi istiyorsan bir kere gözünü kırp. | Open Subtitles | اغمزي مرة إذا اردتني ان اسحب القابس الكهربائي |
| "Dinle Randy" yok, "asla" yok ve üstünde hüzünlü, Fişi çekin resmi olan el ilanları yok. | Open Subtitles | ولا كتيّبات عليها صورة انتزاع القابس المحزنة يقام الناس من الأموات طوال الوقت |
| İşin sonunu getirmeye yardım etmek için kocamın fişini çekmeyeceğim. | Open Subtitles | وأنا لن أفصل القابس عن زوجي لأساعد مؤخرتك |
| fişini çeker ya da seni yastıkla boğardım. | Open Subtitles | أسحب القابس أو أضع وسادة فوق رأسك، أيّاً يكن |
| Üzerinde Fiş girecek kadar delik falan yok mu? Hayır. | Open Subtitles | هل لديها فتحة بحجم القابس قليلاً أو ما شابه؟ |
| Fişi prize takarken sırtım tutuldu ve sana söylemek istemedim. | Open Subtitles | لقد اذيت ظهري وانا اشبك القابس ولم ارد اخبارك |
| Fişi çekmemizin onun için en iyisi olduğunu düşündük. | Open Subtitles | قرّرنا أنه من الأفضل أن نسحب القابس وندعها ترقد بسلام |
| Ve oyunun Fişi çekildiğinde... oyunla birlikte o da ölür. | Open Subtitles | وعندما يتم سحب القابس عن اللعبة ستموت معها |
| Son görev demişken, sadece Fişi çekip buradan gideceğiz, değil mi? | Open Subtitles | حسنا, بما أننا نتحدث عن الإعدام نحن سنقوم بسحب القابس على هذا المخيف و نخرج من هنا, صحيح؟ |
| Fişi çekecekseniz, ışıklar kapanana kadar orada durmanız gerekiyor. | Open Subtitles | حسنا, يعني مثلا أن تفعل شيء مثل أن تسحب القابس. و عليك البقاء هناك حتى تطفئ الأضواء. |
| Lütfen o Fişi prize takıyordum deme bana. | Open Subtitles | أرجوك قل لي أنكَ لن تضع القابس في ذلك المأخذ |
| Bunlar son borular ama bir türlü Fişi takıp, işi bitiremiyorum. | Open Subtitles | هذه المكنسة على وشك الموت ولكنّفقطلا يمكنني.. أن أسحب القابس |
| Eğer fazla derine inecek gibi olursan fişini çekip seni eve götüreceğim. | Open Subtitles | إذا هذا حصل بشكلٍ سيئ، سأسحب القابس وأُخرجكِ من هنا. |
| Askeriye eserlerimin fişini çektiği gün öldüm. | Open Subtitles | اليوم الذي سحب فيه الجيش القابس عن أختراعي، قتلني الأمر. |
| Birinin fişini çekmiş şekilde yaşamak istemiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن أعيش و أنا ساحب القابس على شخص ما. لا. |
| Hastanede babamın fişini çekmek zorunda kalışımın üstüne güzel bir değişiklik oldu. | Open Subtitles | كان شعورا جميلا عندما كان علي ان اسحب القابس من ابي في المستشفى |
| Fiş miş çeksek olmaz mı? | Open Subtitles | لا يمكن لنا مجرد سحب القابس أو شيء من هذا؟ |
| Bu, dolaptaki priz. Isıtıcı buna takılıydı. | Open Subtitles | هذا القابس الكهربائي من داخل الخزانة حيث وصلت به مدفأة كهربائية |
| LCL dolgu soğutucusunu en yüksek seviyeye çıkarın. | Open Subtitles | الأولوية لتبريد سائل الربط المتصل في القابس! |
| Evli olmamız iyi oldu. Eğer anneme kalsaydı, sonsuza kadar fişimi çekmez ve beni bir bitki ot yaşatırdı. | Open Subtitles | لو كان الأمر عائداً لأمي لما سحبت القابس وسأكون قابع للأبديه |