| Caesar Pompeius'u yakalamaya karar verdi. Değerli her şeyini şehirde bırakarak. | Open Subtitles | قرّر قيصر الاستيلاء على الشيء القيّم الوحيد المتبقّي في المدينة. |
| Bu gemide cinayet işleyecek kadar Değerli ne olabilir ki? | Open Subtitles | أعني ما الشيئ القيّم الموجود في السفينة الذي قد يقتل أحدهم من أجله؟ |
| Keşke bu Değerli dersi daha önceden öğrenmiş olsaydım. | Open Subtitles | ليتني تعلّمتُ هذا الدّرسَ القيّم منذ زمن |
| Kabullen. Değerli bir şeyi gördüğüm anda ayırt edebilecek bir zekam var. | Open Subtitles | واجه الأمر، لديّ الحنكة لتمييز الشيء القيّم عندما أراه |
| Onları hayatta tutan tek şeyin o Değerli küheylan olduğunu söyledi. | Open Subtitles | والقليل الذي كانوا يجنونه كان عن طريق ذلك الجواد القيّم |
| Senin küçük "kum-bah-yah" dersin, ...iki saatlik Değerli prova saatimize mal oldu ve emin olabilirsin ki destekçilerimiz bunu öğrenecek. | Open Subtitles | إن درسك السخيف هنا ضيّع علينا ساعتين من وقتِ تدريبنا القيّم, وتقيّن .بأن جماعة التعزيز سيسمعونَ بشأنِ ذلك |
| Dikkat et de Değerli konuğumuz kaçmaya kalkışmasın. | Open Subtitles | تأكد أن ضيفنا القيّم لا يحاول الهرب |
| Değerli zamanımızı boşa harcardı. | Open Subtitles | ستكون مضيعة للوقت القيّم |
| Bu Değerli eşyaya çok özen göster. | Open Subtitles | -اعتني بهذا الغرض القيّم عناية خاصة |
| Bu Değerli bilgiler için size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum! | Open Subtitles | نعم، شكراً على تعليمك القيّم لي دوماً! |
| Değerli zamanımızı boşa harcardı. | Open Subtitles | ستكون مضيعة للوقت القيّم |
| Ve, Chris'i futbol maçına götürmemiş olsaydım hiçbir zaman bu Değerli dersi alamazdım. | Open Subtitles | وللعلم، لو ما أخذت (كريس) إلى مباراةالكرة... لما تعلمت هذا الدرس القيّم |