| Bir keresinde ağaçlarda armut bırakmamıştık. | Open Subtitles | في إحدى السنوات أكلنا كلّ ثمار الكمثرى في الحديقة. |
| Bay Başbakan Cenova'daki armut pazarı ne durumda? | Open Subtitles | سيدي رئيس الوزراء كيف تبدو حركة بيع الكمثرى في جنوفيا ؟ |
| Bütün yağmur tehdidine rağmen San Francisco Belediye Başkanı ve Cenova armut hokkabazı da bu büyük toplantıya iştirak ediyor. | Open Subtitles | رغم هطول الأمطار ومن بين جمهور الحاضرين رئيس بلدة سان فرانسيسكو ساحر الكمثرى الجنوفية إن مستقبل جنوفيا |
| Bay Başbakan Cenova'daki armut pazarı ne durumda? | Open Subtitles | سيدي رئيس الوزراء كيف تبدو حركة بيع الكمثرى في جنوفيا ؟ |
| Bütün yağmur tehdidine rağmen San Francisco Belediye Başkanı ve Cenova armut hokkabazı da bu büyük toplantıya iştirak ediyor. | Open Subtitles | رغم هطول الأمطار ومن بين جمهور الحاضرين رئيس بلدة سان فرانسيسكو ساحر الكمثرى الجنوفية إن مستقبل جنوفيا |
| Genovia'nın ünlü armut ağacının altındalar. | Open Subtitles | يجلسان تحت شجرة الكمثرى الجنوفية الشهيرة |
| Kesinlikle sütlü armut tartı. Yani, biz bununla meşhuruz. | Open Subtitles | بالتأكيد حلوى الكمثرى مع الذرة نحن مشهورون بتقديمه |
| Yarın sabahtan itibaren, senden sütlü armut tartının fiyatını beş dolar arttırmanı istiyorum. | Open Subtitles | إبدأي من صباح غد، أريدك أن تضيفي خمسة دولارات لسعر حلوى الكمثرى مع الذرة |
| Sütlü armut tartından fazladan 250 dolar kazanmadan imza atma. | Open Subtitles | لا تسجلي فيها حتى تجنين 250 دولاراً إضافية من طبق حلوى الكمثرى والذرة |
| Bu, Wayne Üzümsoy, ve bu da armut Bryant. | Open Subtitles | لدي هنا وين العنب المتزلج الكمثرى براينت |
| armut püresiyle gliserinli fitil bizim elemanda işe yarıyor. | Open Subtitles | الكمثرى المهروسة و تحميلة الجلسرين تعمل لهذا الطفل |
| armut ağacının içinde yaşayan keklikler dışında hemen hemen her şeyimiz var. | Open Subtitles | لدينا كل شيء تقريبا لكن الحجل الطائر على شجرة الكمثرى |
| ...armut biçimliler vardı orada bir tane şurada bir tane memeler her yerde. | Open Subtitles | الكمثرى على شكل "تلزم جانب الصمت. هنا ل"الامم المتحدة، هناك" الامم المتحدة، في كل مكان على "برنامج الأمم المتحدة لل'un. |
| Bu armut, para nakil aracı olacak. | Open Subtitles | الكمثرى هي سيارة المصرف، حسناّ؟ |
| - armut tatlısı. - armut tatlısı var. | Open Subtitles | ـ أنصاف الكمثرى ـ لدينا أنصاف الكمثرى |
| Waldorf salatasına kim armut dilimleri koydu? | Open Subtitles | مَن وضع شرائح الكمثرى في سلطة "والدورف" ؟ |
| Anjou armutu. | Open Subtitles | الكمثرى. أنجو. |
| Armutlar genital organlar şeklinde kurudular. | TED | حيث كانت تجفف الكمثرى لتعطي شكل الاعضاء التناسلية |
| Ama ne yazık ki Çin kültüründe armutun kötü şans getirdiğine inanılıyor. | Open Subtitles | على أي حال، في الثقافة الصينيّة... يعتبر الكمثرى علامة على الحظ السيئ. |
| Bir Armudun iki yarısı gibiydiniz! | Open Subtitles | يا رجال ما تلك الكمثرى العظيمة؟ |
| Armutları düşürdüm. | Open Subtitles | لقد أسقطت الكمثرى |
| armutlu turta ve kahve. Hadi sürem azaldı. | Open Subtitles | الكمثرى الاذعة و القهوة، بربكم أنا لستُ ساعة هنا. |
| Elmalarla armutlardan bahsetmiyoruz Profesör. | Open Subtitles | نحن لا نتحدث عن التفاح و الكمثرى أيها الأستاذ |