| medeni insanlar öyle yapar. Sabah kalkar, saçlarını yıkarlar. | Open Subtitles | ذلك الذي يفعله الناسَ المتحضرون يَنْهضونَ و يَغْسلونَ شَعرَهم. |
| İşler sarpa sarınca o medeni geçinen insanlar birbirlerini yiyecek. | Open Subtitles | سأريك، حين يسوء الامر هؤلاء المتحضرون سيأكلون بعضهم |
| medeni insanlar toplumlarını bu şekilde biçimlendirme eğilimindedirler, Albay. | Open Subtitles | حسناً, ان الامر يميل الي كونه كيف يبني الاشخاص المتحضرون مجتمعاتهم |
| O kaosun içine düzen getirmek bizim gibi medeni vatandaşlara kalmış. | Open Subtitles | الأمر متروك لنا الرجال المتحضرون لفرض النظام على تلك الفوضى. |
| Bu kez medeni insanların yediği saatte yemek yiyeceğiz, sakın geç kalma. | Open Subtitles | لأول مرّة يمكننا أن نأكل في الوقت الذي يأكل فيه الأشخاص المتحضرون فلا تتأخر |
| medeni insanlar arasında bu her zaman... | Open Subtitles | .. و الأناس المتحضرون لديهم دوماً |
| İlk ölenler, 'medeni olanlar' oldu. | Open Subtitles | حيث كان " المتحضرون " أول من يُقتلون |