| Ben ve çaylak kardeşlerim nihai bağımızı oluşturduk. | Open Subtitles | أنا و أخوتي المتعهدين لفقنا العلاقة الأساسية. |
| çaylak kardeşlerimle birlikte biz de ilk seferde çuvallamıştık. | Open Subtitles | أنا وأخوتي المتعهدين كَانَ لنا محاول فاشلة أولى أيضاً. |
| Tamam gençler, çaylak projesi. | Open Subtitles | حسناً، يارجال، مشروع صفِ المتعهدين. |
| Amerika alışveriş merkezlerini çaylak gezisinde turlarken. | Open Subtitles | برحلة المتعهدين إلى مركزِ تسوّق أمريكا. |
| çaylak projesi başlayana kadar onların bütün hayatlarını bensiz yürüttüklerini fark etmedim. | Open Subtitles | أنه لم يكن كذلك حتى بدأْ العمل على مشروعِ المتعهدين حينها أدركتُ بأنّ لدَيهُم هذهـ الحياةِ الكاملةِ التي تَستمرُّ بدوني. |
| çaylak kardeşlerim kay-sallan hakkında onunla konuşmamı istediler... | Open Subtitles | إخوتي المتعهدين أرادَوا مني التحدث معه بشأن العجلة المتأرجحة... |
| Jakuzi, arka bahçe hatta vezüv yanardağı bile... bu çaylak projesinde üretilmiştir. | Open Subtitles | الحمام الحارّ، الشرفة الخلفية، حتى البراكين. هذهـ كُلّها بُنِيت بواسطة أصنافِ من الوعودِ (المتعهدين) السابقين |
| Tüm çaylak sınıfım benden nefret ediyor. | Open Subtitles | كل صف المتعهدين يَكرهُونني. |
| Evan çaylak eğitmeni. | Open Subtitles | إيفان، مربي المتعهدين. |
| Siz çaylak gezisine mi gittiniz? | Open Subtitles | لقد ذهبتم لـ رحلة المتعهدين . |