| Sol tarafta, şişmiş, yatalak, bir parmağını bile oynatmasına izin olmayan eski karım var, bu yüzden tüm yük bunlara biniyor. | Open Subtitles | على اليسار، لدي زوجتي السابقة المتورمة طريحة الفراش التي لا يسمح لها بحمل شيء مما يترك كل شيء لهاتين اليدين |
| şişmiş lenf bezleri trombositoz ihtimalini eledi. | Open Subtitles | العقد اللمفاوية المتورمة استبعدت إزدياد الصفيحات |
| Majesteleri'nin donanmasındaki denizciler arasında yayılan salgın, oradaki askerlerin şişmiş kafaları ve çürümek üzere olan gemileri. | Open Subtitles | الطاعون بين بحارة أسطول جلالة الملك برؤوسهم المتورمة وفاسد السفن |
| İlaç, şişmiş alandan kanın geçmesini sağlayacak. | Open Subtitles | حسنا هذا يجب ان يسمح لبعض الدماء ان تخرج من المنطقة المتورمة |
| Tek sorun şişmiş mesane değildi. | Open Subtitles | المثانة المتورمة لم تكن المشكلة الوحيدة |
| "şişmiş Kıçın Raketlerle Tokatlanması" | Open Subtitles | "صفع المؤخرة المتورمة بالمصافع" |
| Ah, şişmiş ayaklarım seni selamlıyor. | Open Subtitles | قدمي المتورمة تشكرك |