| Ama, biliyorsunuz, dökülen süt üzerinde ağlama faydası yok. | Open Subtitles | لا فائدة من البكاء على اللبن المسكوب ، بالإضافة |
| Sadece dökülen sütün arkasından ağlamak için bir neden yok demiyoruz dökülen şarabın arkasından da ağlamak için bir neden yok diyoruz. | Open Subtitles | انتظر، انتظر، انتظر، انتظر. ليس فقط لأنه لايوجد سبب للبكاء علي اللبن المسكوب، لايوجد سبب للبكاء علي النبيذ المسكوب. |
| Halk, Vali Pilatus'un çarmıha germelerinde dökülen kanı kolayca unutmayacaktır. | Open Subtitles | ان الناس لا ينسوا قريبا الدم المسكوب في محافظ بيلاطس موجة من صلب المسيح |
| Şu dökülen içki halınızı mahvedecek. | Open Subtitles | ذلك الشراب المسكوب سيخرب سجادتك. |
| Üzerime Dökülmüş birazcık meyveli süt beni rahatsız mı edecek sanıyorsun? | Open Subtitles | أتعتقدين بأني سأنزعج بالقليل من المخفوق المسكوب عليّ |
| Dökülmüş süt için ağlamak işe yaramaz. | Open Subtitles | لا فائدة من البكاء على الحليب المسكوب. |
| dökülen ot için ağlanmaz. | Open Subtitles | حسنا، يمكنك وأبوس]؛ ر يبكي وعاء المسكوب. |
| Işık, dökülen sıvıdan yayılıyor. | Open Subtitles | -الضوء يبدو أنه ينبعث من السائل المسكوب |
| Biliyorum bu dökülen çay için ağlamamalıyım fakat bu çok üzücü. | Open Subtitles | ( أعرف أنه ( لا تبكي على الشاي المسكوب ... لكن هذا محزن جداً |
| Üzerine süt Dökülmüş un kurabiyesi. Şimdi çıkın dışarı! | Open Subtitles | اللبن المسكوب وكعك الكراميلا الآن,اخرجوا! |
| Dökülmüş kan ve içki. | Open Subtitles | بالدمّ والخمر المسكوب |