| Basitçe, sorumlu olan kişi Çince argoda siyah tavayı taşıyan kişidir. | TED | بالأساس، شخص مسؤول بلغة صينية عامية هو الشخص الذي يحمل المقلاة السوداء. |
| Sonra Çinliler, sanırım tavayı Amerikalılara attı. | TED | وبعد ذلك قام الصينيون بإلقاء المقلاة مرة أخرى على الأمريكيين. |
| Fırından çıktıktan sonra baharat ve zeytinyağı ile tavada çevirmelisin ama dökme demir tava kullanman lazım. | Open Subtitles | بعد أن تخبزه تقلّيه فى الأعشاب وزيت الزيتون لكنك يجب أن تستخدم المقلاة الحديدية |
| Lezzetin büyük kısmı bu eski tavadan. | Open Subtitles | حقيقة, الكثير من الطعم ياتى من هذه المقلاة القديمة. |
| Kizan tavaya yumurtalari kiriyorum. Tam bir sessizlik. Kimse konusmuyor. | Open Subtitles | ,أكسر البيض على المقلاة وكل شيء هادئٌ جداً, ولا كلمة |
| Ama ben, o eski tavada piştiğini düşündüğüm için yemedim. | Open Subtitles | ولكني لم آكله لأني ظننت أنه مطبوخ بتلك المقلاة القديمة |
| Kızartmadan önce, tavayı yüksek derecede ısıtmak istiyorum. | Open Subtitles | قبل أن نحمّصه، أريد الحصول على حرارة في المقلاة لطيفة وعالية. |
| Yanlışlarını ortaya çıkarma, yoksa sessiz bir perşembe günü koca bir tavayı temizlersin. | Open Subtitles | ولكن لاتفسد الأمور معهم وإلا فسوف تنظف دهون المقلاة سرا يوم الخميس |
| Neden tavayı bırakmıyorsun? | Open Subtitles | ولا يمكن قوله عبر الهاتف؟ هلا وضعت المقلاة من فضلك؟ |
| "biraz daha tereyağı koymanız gerekmiyor mu?"... siktir git, konuşan tava. | Open Subtitles | "أتحتاج حقاً أن تضع كل هذه الزبدة؟" تباً لكِ، أيها المقلاة |
| Kızgın tava ve ateşler arasında iken, bana sakin olmamı mı söylüyorsun? | Open Subtitles | تطلب مني التصرف بلباقة بين المقلاة والنار؟ |
| Hayır, gerek yok. Sonra dedi ki, tava kirletmediği için ona teşekkür etmeliymişiz. Peki pastırma nasıldı? | Open Subtitles | ثم قال ان علي ان اشكره لانه لم يلوث المقلاة وكيف كان اللحم؟ |
| Lezzetin büyük kısmı bu eski tavadan. | Open Subtitles | حقيقة, الكثير من الطعم ياتى من هذه المقلاة القديمة. |
| Bu yumurtayı tavadan alıp, prensesin içindeki ateşe atmalı. | Open Subtitles | هذا يخرج من المقلاة إلى النار لأجل الأميرة ميا |
| Bir tavadan ateşin içine atlamayacağımızın sözünü veremem. | Open Subtitles | ولا يمكنني ان اوعدكم بأننا لن نقفز من المقلاة مباشرة الى النار |
| Sonraki adım omleti tavaya koymak. | Open Subtitles | والخطوة التالية هي لإضافته إلى المقلاة هنا. |
| O tavaya biraz yemek koymayı düşünüyor musun? | Open Subtitles | هل لديك نيّه بأن تضعي بعض الطعام في المقلاة ؟ |
| Yaptığım en iyi şey bu karavana fritöz koymak oldu. | Open Subtitles | أفضل شيء سبق و أن فعلته في حياتي هو وضع هذه المقلاة العميقة في "باغو". |
| Buraya fritözü sökmeye geldim, böylece gücünün kaynağını yok edecektim. | Open Subtitles | انا هنا لأخلصك من المقلاة لأقطع قوتك من المصدر |
| Şimdi şu sıçtığımın Kızartma tavasını bulmama yardımcı olacak mısın acaba? | Open Subtitles | والآن، هل ستعينني في إيجاد المقلاة اللعينة أم ماذا؟ |
| Ama yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorlar. | Open Subtitles | لكنهم أصروا على أن يقفزوا من المقلاة إلى النار |
| Şu tavadır büyük ihtimalle. | Open Subtitles | الأرجح أنّها تلك المقلاة |
| Tencereye koymalısın. | Open Subtitles | عليك أن تضعيه في المقلاة |
| Bu Kızartma tavası. Yağsız kızartsan bile yapışmaz. Şunu gördün mü? | Open Subtitles | لن يلتصق الطعام في هذه المقلاة حتى وإن لم أستخدم الزيت وأما هذا القدر فإنه سيسلق الملفوف والبطاطا دون استخدام الماء إنه هدية مجانية |