| Ama yine de keyif çatmak için Sığınak'ı beklemek zorunda olmamalıyız. | Open Subtitles | ولكن مازلنا كذلك، لا يجب أن ننتظر الملاذ كي نستمتع وقتها |
| Birçok kabile ve kralları egemenliğini iddia ediyor ve şehrin duvarları Sığınak ve güç. | Open Subtitles | قبائل كثيرة و ملوكهم يحاولون فرض سيطرتهم و جدران المدينة هى الملاذ والقوة |
| Sana yardım etmeyi çok istedim ve burayı son çare olarak gördüm. | Open Subtitles | كنت أرغب كثيرا لمساعدتك والآن أشعر كما لو هذا هو الملاذ الأخير. |
| Buraya son çare olarak gelmiş olduğumu hemen belirtmek isterim. | Open Subtitles | أريد فقط أن أكون واضحاً، أنا هنا لأنه الملاذ الأخير |
| Bir hainin son sığınağı olduğunu. Özür dilerim. Kişisel bir şey kastetmedim. | Open Subtitles | بأنها الملاذ الأخير للاوغاد أنا آسف يا سيدي لم أقصد اي شيء شخصي |
| Ve hücrelerin birleştiğinde kafalarının tavuklar gibi koparıldığı Sığınak denen yerde. | Open Subtitles | وعندما يكون رفيق زنزانتك.. داخلهم لذلك تسمى الملاذ يكونوا منزوعى اليسار مثل الدجاج مقطوع الراس |
| Bir dostumun hayatını kurtardı, karşılığında ona Sığınak teklif ettik. | Open Subtitles | أنقذ حياة صديق لى. عرضنا عليه الملاذ بالمقابل. |
| Burasının özel olduğunu düşünürüm. Bir çeşit Sığınak gibi. | Open Subtitles | أحب أن أفكر به كمكان مميز نوعاً ما من الملاذ كما يبدوا |
| Yazdığına göre yaratılış sırasında kaosun ortasında yükselip bir Sığınak oluşturacakmış. | Open Subtitles | مكتوب بأنه خلال الخلق سيرتفع فوق الفوضى ليأمن الملاذ |
| Bugün bize yaşam sağlayan dünyamız daima mavi bir Sığınak olarak kalmayacak. | Open Subtitles | حتى الأرض التى أعطتنا الحياه لن تكون دائماً الملاذ الأزرق التى هى عليه اليوم |
| Son çare. Yani diğer her şey başarısız olursa ve ölmek üzereysen. | Open Subtitles | إنه الملاذ الأخير، مثل، إذا فشل كل شيء وأنت على وشك الموت |
| Son çare ana kristali aletten sökmek. | Open Subtitles | الملاذ الأخير أن نفصل كريستالة التشغيل الرئيسية من الوحدة |
| Tamam. Bak, o son çare olsun ama Sharon geriye gidiyor. | Open Subtitles | حسناً , أنظرى إنه الملاذ الأخير لكنها مترددة |
| Hiçbir şey bilmese de yardım edebilir fakat kasetler son çare. | Open Subtitles | إذا كانت لا تعلم أي شيء, مازال بمقدورها مساعدتنا, تلك الأشرطة هي الملاذ الأخير. |
| Mağlupların son sığınağı haksız olmamaktır. | Open Subtitles | الملاذ الأخير للخاسر ان هو ان هو لن يكون خاطئ |
| İşgalcilerimizin aksine, biz başka çaremiz kalmadığında can alırız. | Open Subtitles | خلافا المحتلين لدينا، ونحن فقط تأخذ الحياة كما الملاذ الأخير لدينا. |
| Hayranlık duyuyorum. Kompleksin son sığınağıdır. | Open Subtitles | إنني أعشق المتع البسيطة إنها الملاذ الأخير للعقد |
| Kutsal yasalara göre burada tutuklama yapılamaz. | Open Subtitles | لا اعتقالات يمكن أن تحصل تحت قوانين الملاذ |
| Bu, ANBU'da bile çok nadir kullanılan en son çaredir. | Open Subtitles | إنها لا تستخدم كثيراً في الأنبو، نعتبره الملاذ الأخير |
| Hırsızlığın olduğu gece bir evsizin sığınakta yatmasına izin verdim. | Open Subtitles | في ليلة السرقة، تركت أحد المشردين ينام في الملاذ |
| Dünyanın reddettiklerine sığınacak bir yer veriyoruz. | Open Subtitles | نحن نمنح الملاذ للمنبوذين من العالم. |
| Hepsi sorunlarından kaçmaya zorlanmış. Hepsi burada güvenli bir liman bulmuş. | Open Subtitles | كلّ مَنْ أُجبر على الهرب مِنْ مشاكله وجد الملاذ الآمن هنا |
| Bu hafta sonu onu Haven View Merkezi'ne götüreceğiz. | Open Subtitles | حسنا,سننقلها الى مركز مشهد الملاذ لاحقا هذا الاسبوع |
| - Saklı Cennet hakkında ne biliyorsun? | Open Subtitles | مالذي تعرفينه عن الملاذ الآمن ؟ |
| Pespaye zihinlerin son Sığınma yeridir hep. | Open Subtitles | دائماً يكون الملاذ الأخير لتلك العقول الفاسدة. |
| Bu son çareydi tamam mı? | Open Subtitles | كان هذا هو الملاذ الأخير |