| Bu çarpık göğüs uçları yüzünden çok şey göğüslediğine eminim. | Open Subtitles | أراهن أنه تم كبح جماحك كثيرا مع هذه الحلمات الملتوية |
| Yoksa bu çarpık düşünce yapısı daha ana rahmindeyken mi şekillenmeye başladı? | Open Subtitles | أو أن الأفكار الملتوية تجري في عقلك وماثلة منذ كنتِ في الرحم؟ |
| Sahte ümitler ve çarpık hayallerin bir dramasıdır. | Open Subtitles | إنهم مشحونين بالدراما,الآمال الملتوية و الأحلام الزائفة |
| Skeksiler ve onların sert, bükük vücutları onların haşin, kötü niyetleriyle. | Open Subtitles | السككسيس بأجسادهم الصلبة الملتوية وعزائمهم القاسية الشريرة |
| Acıya gülüp geçerek kırık parmak ve bükük bileklerle uğraşıyoruz. | Open Subtitles | نستطيع التنافس بالرغم من أصابعنا المكسورة و من كواحلنا الملتوية نبتسم و نحن نعاني من الألم |
| Yandan yandan, dolambaçlı yollardan gitmeyecek gibi göründüğü yere gidiverir. | Open Subtitles | وباللف والدوران وبالاساليب الملتوية ونسلك السبيل المعوج لنكتشف الطريق المستقيم |
| O çarpık beynini düzgün bir yörüngeye yönlendirebileceğimi bildiğim halde telefonda konuşurken seni rahatsız etmedim ve kendi fikrimi söylemedim. | Open Subtitles | ولم أقاطعك أبداً، أو أبديت رأيي رغم إدراكي أنه يمكنني التلاعب بنفسك الملتوية |
| - İç güdüsü ne kadar çarpıksa kullandığı alet de o kadar çarpık. | Open Subtitles | استطيع اخبار عن طريقة التنفيذ الملتوية عرض علامة الشق على العظام حوالي |
| Hakkımda ne türlü karanlık, çarpık fanteziler kuruyorsan David için rahat olsun, şimdi önemsiz taşralı bir büyükanneden... | Open Subtitles | مهما تكن مخيلتك المظلمة الملتوية بشأن تأكد بأنني لست سوى جدة من الأرياف |
| Buna Flora'nın çarpık hikayesi de eklenince al sana tetikleyici. Evet. | Open Subtitles | أضف ذلك لنسخة فلورا الملتوية من القصة وهاك المحفز |
| Bu çok çarpık bir düşünce. | Open Subtitles | مع قدر ضئيل من التدريب. الملتوية ذلك. |
| Olayları kendi yararına çevirmek için çarpık büyüsünü kullanır ve Arayıcı'nın dostu da değildir! | Open Subtitles | تستخدم اساليب السحر الملتوية لصالحها ! و هي ليس بصديقه للباحث |
| çarpık ilişkinde rehin aldın beni. | Open Subtitles | استغلتني كمادة في علاقاتك الملتوية |
| O seksi, çarpık çurpuk dişleri zamanla seveceksiniz hem. | Open Subtitles | قرر أن تحب أسنانك الملتوية الجميلة |
| çarpık arzuların için onu zorladın. | Open Subtitles | أنت سلطت إرادتك الملتوية فقط عليه. |
| Ward'un yaptığı her çarpık hareketin aslında geçmişini meşrulaştırma çabası olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | ما أدركته عن "وورد" أن كل أفعاله الملتوية كانت مجرد محاولة مضللة لتبرير ماضيه. |
| Yuvası ileride, bükük kayaların üzerinde. | Open Subtitles | منزلها هناك، على تلك الصخور الملتوية |
| Aile. En azından boynu bükük halim için. | Open Subtitles | -عائلة، أو على الأقل نسختي الملتوية منها |
| Görüyorum ki, bizim dolambaçlı yollarımıza aşinasınız, değil mi? | Open Subtitles | أرى أنك تعرف أساليبنا الملتوية أليس كذلك؟ |
| Bu da "lütfen dükkana göz kulak ol" demenin dolambaçlı yolu. | Open Subtitles | وهي طريقتي الملتوية لكي أطلب منكِ أن تبقي بالمحل |