| Farklı ışık türlerinin hepsi dalgalardır, yalnızca farklı dalga boyu ve frekansa sahiplerdir. | TED | مختلف أنواع الضوء هي كلها الموجات، إنّها فقط تتميّز بطول الموجة والترددات المختلفة. |
| Bu yüksek yüksek dalga frekansı meşhur Doppler etkisine sebep olur ve yaklaşan objelerin sesi daha tiz duyulur. | TED | تردّد الموجة العظمي هذا هو السّبب فيما يسمّى بتأثير دوبلر الشّهير، حيث تصدر الأجسام المقتربة صوتًا ذا نبرةٍ عالية. |
| Şey, evet, sözünü ettiğine göre, sanırım aynı dalga boyundayız. | Open Subtitles | نعم, بما انك ذكرت هذا, اظن اننا على نفس الموجة |
| Süpernova şok dalgası sütunlara çarptığında ince gaz ve tozu yoğun kümelere sıkıştırır. | Open Subtitles | تصطدم الموجة الصدمية للمستعر الأعظم بالأبراج فتضغط الغاز والغبار الرقيقين إلى مجموعات كثيفة |
| Aynı bilgi, dalganın frekansını hesaplayarak farklı bir şekilde de ifade edilebilir. | TED | ويمكن التعبير عن نفس المعلومات بطريقة مختلفة عن طريق حساب تردد الموجة. |
| İlk dalgayı yarı otomatikle durdurdum, ama gelmeye devam ettiler. | Open Subtitles | لقد اسقطت الموجة الاولى ببندقية شبه الية لكنهم استمروا بالمجيء |
| Seyit Ali LA alanındaki üç İkinci dalga teröristinin daha adını vermiş. | Open Subtitles | اسم سيد علي على اهم ثلاثة من قائمة الموجة الثانية بلوس انجلوس |
| Bizi o dalga içine yöneltmen ve aşağıda suya dalman tek kelimeyle muhteşem. | Open Subtitles | توجيهنا خلال تلك الموجة و من ثم الغطس في الأسفل , رائع حقاً |
| Aslında çoğu zaman iyi hissediyorum ama sonra sanki bir dalga gibi vuruyor. | Open Subtitles | حقا، أشعر بخير معضم الوقت ولكن كل هذا السكون يضرب عندها مثل الموجة |
| Zamanımız yok! İkinci dalga geliyor! Bir ölü dalganın ortasındayız! | Open Subtitles | ليس أمامنا وقت، الموجة التالية قادمة نحن وسط سلسلة أمواج |
| Bu çok sayıdaki atomların kauntum dalga fonksiyonlarının ne olduğunu bulmaya çalışacaktı. | TED | سوف يحاول استنباط فكرة معادلة الموجة الكمية التي تحدد تموضع الكم الهائل من تلك الذرات |
| Bunu sonucunda oluşan dalga fonksiyonu sıfıra gitmek zorundadır, helyum atomları birbirlerine dokunduklar anda yok olması gerekir. | TED | وتبعات ذلك هي كبح جماح الموجة الى الصفر مما يؤدي الى تلاشيها حين اقتراب ذرات الهيليوم |
| İşte bu bir dalga etkisi: biz kusursuz bir şehir değiliz ama daha iyi olabilmek için her gün çalışıyoruz. | TED | هذا هو تأثير الموجة. نحن لسنا مثاليين كمدينة، لكن، نحن نعمل لنكون أفضل كل يوم. |
| Ve benim için bu iki uç nokta arasındaki yol bir dalga şeklini alır. | TED | وبالنسبة الى، فإن الطريق بين هذين المتطرفين الاثنين يأخذ شكل الموجة |
| Kuantum fiziğinde dalga partiküle dönüşürken ne olduğunu tam olarak bilemezsiniz. | TED | وتعلمون، لا يعرفُ فيزيائيو النظرية الكمية ماذا يحدثُ تمامًا عندما تصبح الموجة جزيئًا. |
| Bu yenilik dalgası esasen çalışma şeklimizi değiştiriyor. | TED | هذه الموجة الجديدة من الابتكار هي في الأساس تغير الطريقة التي نعمل بها. |
| Bu çocuk, o dalgayı öyle ya da böyle sürecek. Biliyorsun. | Open Subtitles | هذا الصبي سيقوم بركوب تلك الموجة بكل الأحوال أنت تعلم ذلك؟ |
| İşte bu yüzden ilk dalgada karaya çıkmam gerek. | Open Subtitles | و لهذا لابد أن أذهب مع الموجة الأولى للهجوم |
| Yine dalgaları ölçmek için kuzey güney doğrultusuna yerleştirdiğimiz bir jeofonumuz var. | Open Subtitles | كما ثمة جيوفون شماليّ جنوبيّ سيقوم بقياس المكون الشماليّ الجنوبيّ من الموجة. |
| Bir ışık dalgasının dalga boyunu veya frekansını biliyorsanız, onun enerjisini de tahmin edebilirsiniz. | TED | إن كنت تعلم طول الموجة أو التردد لموجة ضوء يمكنك أيضا حساب طاقتها. |
| Nasıl da kayıyor. Şu dalgaya bak. | Open Subtitles | أنها تحت الموجة مباشرة إنظر إلى تلك الموجة |
| Üstelik sadece en iyi senaryo planlamacı ve fütüristleri işe alan yatırımcılar bu dalgadan sağ çıkabilecekti. | TED | وأن المستثمرين الذين وظفوا أفضل المخططين وخبراء المستقبليات سيكونون وحدهم قادرين على النجاة من الموجة. |
| dalgalar geçtikçe, uzayı ve içindeki her şeyi bir yönde genişletiyor ve diğer yönde sıkıştırıyor. | TED | بمجرد مرور الموجة تمد المكان و كل شيء فيها في اتجاه واحد و تضغظها في الإتجاه الأخر |
| dalga yaklaştıkça sörfçü tahtasını dalgayla aynı yöne dördürmeli ve dalganın hızına ayak uydurmak için kulaç atmalıdır. | TED | فعندما تقترب الموجة، عليك أن تدير لوحك بسرعة بنفس اتجاه الموجة وتجدّف لتصل إلى سرعتها. |
| Sonra, insanlar evrim tarihinin Darvinci akımının dışına çıktı ve içinde evrimleştiğimiz çevreyi değiştirerek evrimin ikinci büyük dalgasını oluşturdu. | TED | ثم خرج البشر من التيار الدارويني للتاريخ التطوري وأنشؤوا الموجة العظيمة الثانية للتطور، والتي كانت تغييرنا للبيئة التي نشأنا فيها. |
| Burası Iwate Bölgesinde, yaklaşık 50,000 kişinin yaşadığı küçük bir balıkçı kasabası, dalgaların ilk vurduğu yerlerden biri. | TED | وهي بلدة صيد صغيرة في مقاطعة ايواتي، حوالي 50,000 شخصا، إحدى أوائل المناطق التي ضربتها الموجة. |
| Buradan kanal ayarlıyorsun. İkisinde de aynı kanal seçili olmalı. | Open Subtitles | هنا مفتاح التردد للجهاز ويجب ان يكون الجهاز والثاني على نفس الموجة |
| Telefonunu koyduğun yüzey esasında çift dalgalı bir sifondu. | Open Subtitles | ما وضعت هاتفك عليه كان جهاز ثنائي الموجة |