| Bu erken sancılar, rahmin doğuma hazırlandığını gösterir. | Open Subtitles | هذهِ الآلام المُبكرة للولادة تبين أن الرحم يُحضّرُ نفسهُ للولادة |
| erken doğumun travmadan kurtulmak için tek yol olduğunu okumuştum, öyle de zaten. | Open Subtitles | لقد قرأت بأن الولادة المُبكرة هي السبيل الوحيد لتجنب الصدمات، وهي كذلك |
| erken Noel ikramiyesi için sağ ol. | Open Subtitles | شكراً لك على مكافأة عيد الميلاد المُبكرة. |
| erken İskandinavya'da hayvan olan "at" değil. | Open Subtitles | كما في العصور الإسكندنافية المُبكرة وليس كالخيل |
| erken kalkan kuş solucanı kapar, değil mi? | Open Subtitles | حسنٌ ، الطيور المُبكرة تحصل على الدود ، صحيح ؟ |
| Bu parti gezisi ve erken kutlama için bir zaman değil, | Open Subtitles | هذا ليس وقت زيارات الحزب والإحتفالات المُبكرة |
| Cumartesi orada en son kim kalmış sabahın erken saatlerinde bir şey gören olmuş mu öğrenmek istiyorum. | Open Subtitles | أنا أبحث عن أى شخص قد تواجد هُناك يوم السبت الماضي وفي الساعات المُبكرة ، الذين قد رأوا أى شيء |
| - erken yapılan bir sezaryenin anneyi eklampsi öncesi... - ...kurtardığı bazı vakalar vardır. | Open Subtitles | -هنالك حالاتٌ حيث العملية القيصرية المُبكرة أنقذت الأم بعد تسمم الحمل |
| Sanırım Hong Kong'dan erken dönüş yapıp karıma sürpriz yapacağım. | Open Subtitles | أعتقد أنني سأذهب لمفاجأة زوجتي ( بالعودة المُبكرة من ( هونج كونج |
| Ejderhaların uyanışı zaten kıyamet alametlerinden, bu nedenle kütüphaneciliğin diplomatik yönlerine ihtiyaç duyuluyor, bu nedenle de ben erken döndüm sanırım. | Open Subtitles | لا. استيقاظ التنانين هو مدمِّر لدرجة أنه من ثمَّ يتطلب نواحي دبلوماسية أكثَر لِـ"أمانة المَكتبة"، ومِن ثمَّ عودتي المُبكرة. |