| Bence bodrumdaki donmuş cesedi açıklamak daha zor. | Open Subtitles | أعتقد أنَّ جسده المُجمد في القبو هو أصعب شيء لتوضيحه |
| Çünkü ben donmuş bir bok gölü görsem soracağım son soru "Burada paten yapabilir miyiz?" olurdu. | Open Subtitles | لإنه إذا قابلت بحيرة من البراز المُجمد : حرفياً السؤال الأخير الذى كُنت لأسئله هو هل يُمكننا التزلج على هذا ؟ |
| Görünüşe göre yeni evliliklerini donmuş yoğurtla kutluyorlar. | Open Subtitles | يبدو أنهم كانوا يأكلون الزبادي المُجمد إحتفالاً بحياة جديدة ؟ |
| Ve belli ki donmuş bedenim bir müzeye götürülmüş. | Open Subtitles | على ما يبدو جسدي المُجمد أخذ إلى متحف ما... |
| Baban, seni cezalandırmak için bodrumdaki bir dondurucuya kilitliyordu. | Open Subtitles | أباك حبسك داخل المُجمد فى البدروم ليعاقبك |
| - Sağır mısın evlat? Gir şu lanet olası dondurucuya! | Open Subtitles | ادخل فى المُجمد |
| Ama size kampüsün açık olduğunu, derslerin devam ettiğini ve donmuş yoğurdun yoğun talep üzerine geri geldiğini söyleyebilirim. | Open Subtitles | لكن أستطيع إخباركم أن الجامعة مفتوحة والفصول الدراسية ستستمر والزبادى المُجمد قد عاد بعد الطلب الشعبى عليه فى قاعة الطعام |
| donmuş wafflelara alışığım ben. | Open Subtitles | لقد إعتدت على البسكويت المُجمد |