| Ezici bozgun, faydasızlık ve kaderim olan kötü şanstan kurtulmak için umudu olmayan. | Open Subtitles | لا أمل بأن أرتاح من الهزيمة النكراء والعبث والحظ العاثر هو قدري |
| Ne kadar kötü olursa olsun, lincoln'e olanlar olmalı. | Open Subtitles | النكراء كما هو، ما يحدث لينكولن من المفترض أن تكون. |
| Tam kampüsün orada olmuş, vaziyet kötü. | Open Subtitles | نعم، حدث ذلك الحق خارج الحرم الجامعي. فقط النكراء. |
| Gerçekten düşünürsen sevgilinle bir hafta sonunu Paris'te geçirmenin nesi korkunç olabilir? | Open Subtitles | وما هو النكراء جدا حول إنفاق أسبوع هنا وهناك... ... مع صديقها في باريس؟ |
| korkunç için çok yorgunum. | Open Subtitles | أنا متعب جدا بالنسبة النكراء. |
| kötü olmak istiyor muyum bilmiyorum. | Open Subtitles | أنا خائفة أريد أن أكون النكراء |
| Kulak kestiler, dövdüler sıcak demirle kör ettiler, evlerimizi yaktılar kadınlarımıza kötü davrandılar. | Open Subtitles | .. .... النكراء وقيامهم بحرق منازلنا |
| Yani çok kötü. | Open Subtitles | أعني النكراء. |
| Yani çok kötü. | Open Subtitles | أعني النكراء. |
| -Bu çok korkunç. | Open Subtitles | المفتى هو النكراء. |
| Bu çok korkunç. | Open Subtitles | ذلك، ق النكراء. |
| korkunç bir durum. | Open Subtitles | الوضع النكراء... |
| Çok korkunç! | Open Subtitles | كيف النكراء! |