| Hayır. Ajan Reacher, her şeyi olduğu gibi bırakmamızı istedi. | Open Subtitles | اه , وقال وكيل الواصل لنا ترك كل شيء في مكانه. |
| Sen karısını araştır, ben, Reacher ile Lorman bağlantısı hakkında konuşacağım. | Open Subtitles | لماذا لا انتقل المغادرة الزوجة؟ أنا ستعمل التحدث إلى الواصل حول الاتصال Lorman. |
| John Reacher. | Open Subtitles | جون الواصل. |
| Diyelim ki kafana silah dayadılar. Birimizin Ayaklara Kapanan olduğunu söylemek zorunda kaldın. | Open Subtitles | لنقل أن هناك مسدس موجه لرأسك وعليك أن تقولي أن أحدنا هو الواصل |
| Şöyle demek istiyor, dostum. Her iyi ilişkide, "Ayaklarına Kapanan" ve "Umursamayan" vardır. | Open Subtitles | الأمر هكذا يا صديقي كل علاقة فيها الواصل والمستقر |
| Umursamayan taraf olduğunu sanıyor. Buraya kadar. Ayaklara Kapanan taraf olmadığımı ona kanıtlamalıyım. | Open Subtitles | تعتقد أنها المستقرة ، عليّ الآن أن أبرهن لها أنني لست الواصل |
| Umursamayan, Ayaklarına Kapanan'ı hiç kıskanmaz çünkü adam nereye gidecek ki? | Open Subtitles | المستقر لا يشعر بالغيرة أبداً من الواصل لأن أين بالإمكان أن يذهب الواصل؟ |
| Aman Tanrım! Benim, Ayaklarına Kapanan olduğumu düşünüyorsunuz. | Open Subtitles | يا إلهي ، أنتم تعتقدون أنني الواصل |
| İkimizde, Ayaklarına Kapanan değiliz. | Open Subtitles | -حسناً ، لا أحد منا هو الواصل |