| Tek özürüm... bu kadar sorunun olduğunu bilmemem. | Open Subtitles | عذري الوحيد أنني لم اكن على علم بالمشاكل التي أنت فيها |
| Yoksa benim sevdiğim Tek şey, dans etmek. | Open Subtitles | ما عدا ذلك .. الشيء الوحيد أنني أحب أن أرقص. |
| Ben hallederim. Tek korkum candiru acu . | Open Subtitles | يمكنني أن اعالجه الشيء الوحيد أنني خائف من كاندرو اكو |
| Yanında nasıl davranacağımı bilmememin Tek nedeni... | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني لم أعلم كيف أكون بجانبكِ |
| Bunu sana vermemin Tek sebebi... seninle benim hemşehri olmamızdır. | Open Subtitles | و السبب الوحيد أنني أعطيتك هذا هو أنه أنت و أنا جئنا من مكان واحد |
| Bu akşam içmememin Tek nedeni, alkolün ilaçlar için kaçışım olması. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني لا أشرب الكحول اليوم هو أن الكحول هو طريقي للمخدرات |
| Bana dönüyormuş ve seninle olmamın Tek sebebi bunu bilmiyor olmamdı. | Open Subtitles | حسناً ، لقد كان عائداً إلي و السبب الوحيد أنني كنت معك هو . أنني لم أعلم هذا |
| Dünya Cumhuriyeti'nden kaçmamın Tek sebebi Votan Birliği'nden daha iyi bir mali paket alabileyim diye. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني كنت أهرب من جمهورية الأرض لأنه يمكنني الحصول على أموال أفضل من هيئة الفوتانز. |
| Dünya Cumhuriyeti'nden kaçmamın Tek sebebi Votan Birliği'nden daha iyi bir mali paket alabileyim diye. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني كنت أهرب من جمهورية الأرض لأنه يمكنني الحصول على أموال أفضل من هيئة الفوتانز. |
| Bir ABD Donanma gemisine ateş etmemin Tek nedeni, adamlarımı besleyecek erzakı korumaktı. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني أطلقت النار على سفينة بحرية أمريكية هو لحماية المؤن لإطعام جماعتي |
| Buraya gelmemin Tek sebebi sendeki kaynaklara ihtiyacım olması. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني هنا هو أنك لديك المصادر التي أريدها. |
| Gelecekte de bu eve taşınıyordunuz. Tek farkı benim hayalet olmamdı. | Open Subtitles | في المستقبل , أنتم ستنتقلون إلى هذا البيت الفارق الوحيد أنني شبح وقتها |
| Tek mesele biraz paraya ihtiyacım var sipariş gelene dek idare etmek için. | Open Subtitles | الشيء الوحيد أنني احتاج القليل من المال ليساعدني حتى وصول الشحنة |
| Karşı caddemizde oturmanı istemememin Tek sebebi ona beyaz olduğunu söylemiş olmam. | Open Subtitles | لذا، أخبرتها أنّك بيضاء، وهو السبب الوحيد أنني لم أردك أن تعيشي مقابلنا. |
| Benim Tek hatam, onu daha önce öldürmemekti. | Open Subtitles | خطأي الوحيد أنني لم أقتله باكراً |
| Burada olmamın Tek nedeni Kyle Erikson ile birlikte iş yaptığını söylemem. | Open Subtitles | السبب الوحيد أنني هنا هو لأنك قُلت أنك كنت مع (كايل إريكسون). |
| Tek farkımız ben şanslıyım. | Open Subtitles | والفرق الوحيد أنني حصلت على الحظ. |
| Tek üzüntüm şu ki, seni sevdiğim kadar... | Open Subtitles | ندمي الوحيد أنني أكره خان |
| "Tek hatam inanmak." | Open Subtitles | خطأي الوحيد أنني آمنت |
| "Tek hatam inanmak." | Open Subtitles | خطأي الوحيد أنني آمنت |